Düşüncesi, fikri beğenilmeyen bir kişiyi karalamanın en kolay yolu her zaman "vatanı satmak" suçlaması olmuştur.
Soğuk Savaş döneminde en yaygın suçlama buydu. Kapitalist ülkelerde yaşadığı halde sosyalist düşüncelere sahip olanlar "vatanı satmak"la suçlanırdı. Aynı şekilde komünist ülkelerde yaşayan ama Batili bir düzen isteyenler de yine "vatana ihanetle" suçlanırdı. Her iki tarafta da en ağır suç buydu ve en ağır şekilde cezalandırılırdı.
* Özgürlükçü düşüncelerin Batı demokrasilerine egemen olması ve Soğuk Savaşın sona ermesi bu yaygın karalama yönteminin de geride kalmasını sağlamış gibiydi. Gibiydi ama geçmişin en kötü alışkanlıklarını bir türlü üzerinden atamayan ülkemizde gündemde kalmaya devam etti.
Kıbrıs meselesinde "Türkiye'ye asıl zarar veren çözüm olmamasıdır" diyenler "vatanı ve yavru vatanı satmak"la suçlanırdı.
Daha sonra Güneydoğu'da silahların susması için Ankara'nın dışında görüşler söyleyenler "vatanı satmak ve bölmekle" suçlandılar.
Türkiye'nin kendi içine kapalı kalmasını, eski sorunları ve korkularıyla yaşamaya devam etmesini kendi varlıkları açısından şart görenler için de Avrupa Birliği yönünü savunanlar "vatanı satmak"ta...
Bunlara birçok başka başlık ve konu eklenebilir. Ama konusu ne olursa olsun bu suçlamanın arkasında bir korku ve güvensizlik vardır.
Kestirmeden muhalefet
Farklı düşünen birisine karşı kendisinde sağlam bilgi ve tartışma gücü görmeyen kişiler için en kolay mücadele yöntemi hemen karşıdakini "vatanı satmak" la suçlamaktır.
* Kendi ülkesinde, kendi vatandaşlarının bazılarını ya da önemli bölümünü potansiyel "Vatan satıcısı" olarak gören anlayış bugün insanlık ayıbı olan kapalı rejimlerin başındaki insanların en favori korkutma yöntemi olmuştur.
Şu anda farklı görüş savunan, bazı meseleleri "kurcalayan" insanları "vatanı satmak" la suçlayanların kendilerine farklı siyasi etiket yapıştırmaları da tarihin komik oyunlarından biridir.
* CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD'de "vatanı satmak" la suçlaması da gerçek anlamda siyaset yapamayanların, muhalefet yapabilecek fikri ve zihinsel gücü olmayanların düşebilecekleri durumun en özgün örneklerinden biridir.
* Başbakan'ın ABD gezisinin gündemi ve genel olarak ABD ile ilişkiler, Ortadoğu'daki gelişmeler hakkında hükümet politikasından farklı düşünmek her vatandaşın hakkıdır. Ama ana muhalefet partisinin lideri, eleştirilerini ve kendi görüşlerini anlatamıyor ve kestirmeden gidip "vatanı satmakla" suçluyorsa CHP'nin ve liderinin bulunduğu yer de iyice ortaya çıkıyor.
"Vatanı satmak" her zaman söyleyecek sözü, tartışılacak düşüncesi, bilgisi olmayanların en kolay savaş yöntemlerinden biridir. Ve böyle bir yöntemin 2005 yılında sosyal demokrat ana muhalefet partisi tarafından kullanılmasının da açıklanabilir hiçbir yanı yoktur.
Vatanı satmak
Düşüncesi, fikri beğenilmeyen bir kişiyi karalamanın en kolay yolu her zaman "vatanı satmak" suçlaması olmuştur
Haberin Devamı

