Vatandaş mı. tebaa mı?

Ek vergi öncesi ve sonrası söylenenler Ankara'dakilerin, hangi siyasi eğilimden olurlarsa olsunlar bir kez iktidara sahip oldular mı, bu ülkede yaşayan insanlara "vatandaş" değil "tebaa" olarak baktıklarını gösteriyor

Haberin Devamı

Ek vergi öncesi ve sonrası söylenenler Ankara'dakilerin, hangi siyasi eğilimden olurlarsa olsunlar bir kez iktidara sahip oldular mı, bu ülkede yaşayan insanlara "vatandaş" değil "tebaa" olarak baktıklarını gösteriyor. İnsan hakları, vatandaş hakları kavramı karakolda dayak yememek, fikrini serbestçe ifade edebilmekten ibaret değil. Devlet ya da devletin gücünü kullananlar, insan haklarına, vatandaş haklarına saygıyı hayatın her alanında esas almadıkları zaman o ülkenin insanlarına "tebaa" gözüyle bakıyorlar demektir. İktidar bir vergi salıyor. Gerekçesi, Irak savaşı dolayısıyla devletin karşı karşıya kalacağı yeni zararlar.

Bu bakış değişmedikçe
Zararın vatandaş tarafından paylaşılması isteniyor. Bu vergi mahkemelik oluyor. Ve tam anlamıyla alaturka bir durum ortaya çıkıyor. Vergi ödemesi gereken mükelleflerin bir bölümü "nasıl olsa iptal edilecek" diye ödemiyor. Bir bölümü ise vatandaş olarak görevinin bu vergiyi ödemek olduğunu düşünüyor ve bir kez daha enayi durumuna düşüyor... Mahkeme bu vergiyi iptal etti. Ne zaman? Son ödeme gününden bir hafta sonra. Vatandaşın hakları ve hukuku bu kadar önemsiz midir ki en yüksek mahkeme böyle bir konuyu bir hafta sonra karara bağlamaktadır? Evet... Ankara'dan bakanların gördüklerinin, haklarına saygı gösterilmesi, öncelikle hakları ele alınması gereken vatandaşlar değil, "tebaa" olduğu anlaşılmaktadır. Ankara'nın siyasi, bürokratik ya da yargısal bütün kurumları birinci görevlerinin vatandaşlarının haklarının gözetilmesi, vatandaşların her konuda eşitliğinin sağlanması olduğunu yüreklerine ve beyinlerine kazımadıkları, vatandaşı tebaa olarak görmeye devam ettikleri sürece ülkeyi azgelişmişliğin bütün koşullarına tâbi kılarlar. Vergi eşitsizliği, vergi adaletsizliği Türkiye'nin bugün ortaya çıkmış sorunlarından biri değildir. Ama bu sorunun da çözülmesi yine vatandaşa bakış açısının değişmesiyle mümkündür. Birinci dertleri günü kurtarmak olan hükümetlerin de bakışlarını değiştirmeleri için daha çok bekleyeceğiz.

Özel bir not
Selahattin Duman'ın önceki günkü köşesinde yer alan ve altında imzamın bulunduğu "tekzip" yazısı benim değil, sevgili Selahattin'in engin hayal gücü ve espri derinliğinin bir ürünüdür. Bu yazılardaki iki "doğru" Umut Lucas'ın doğumu ve benim Sarıkamış'ta Selahattin'den üç ay sonra doğmuş olmamdır. "Tekzip"in son cümlesi olan "Pis adam!" sözünü okuyanların bu metni benim yazmadığımı anlayacaklarını tahmin ediyordum ama çok sayıda dost, meslektaş ve okurun, "tekzip"in benden geldiğini zannetmiş olması, bu açıklamayı gerekli kıldı. Doğrusu, Selahattin Duman'ın coşkulu dostluğu da böyle yanlış anlamaların tümüne değer.

DİĞER YENİ YAZILAR