'Van treni'

Hızlandırılmış tren cinayetiyle Van olayları arasında gerçek bir bağlantı olduğunu söyleyenler haklı çıktı

Haberin Devamı

Hızlandırılmış tren cinayetiyle Van olayları arasında gerçek bir bağlantı olduğunu söyleyenler haklı çıktı.

İkisinde de sorumluluk en alt düzeydeki görevlilerin üzerine yıkıldı.

Şimdilik.

Treni olayı AKP'nin bir ayıbı olarak sırtına kalmış durumda. Van olayı ise birçok yetkili tarafından "önemsizmiş" gibi gösterilmeye devam ediyor.

En alt düzeydeki polislerin hızlı bir şekilde sanık sandalyesine oturtulmaları buna işaret ediyor.

Silahlı kişiler emniyete ait bir yeri basıyor, sanıkları kurtarıyor, el konulmuş olan eroini de alıyor gidiyor!..

* Bu bir aşiret ve uyuşturucu olayıdır. Ve olayın baş kişileri halen "siyasi koruma" altındadır.

* Baskını yapan kişiyle telefonda görüşen Bakan hâlâ hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam etmektedir.

Girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği'nde bir uyuşturucu kaçakcısıyla değil konuşmak, ona selam veren bir bakanın bir gün bile yerinde kalması mümkün değildir.

Şu anda hükümete bir değil iki tren çarpmış durumdadır. İkinci tren de "Van treni"dir.

Acaba nereye bakıyorlar?!
Türkiye, dünya çapındaki uyuşturucu ticaretinin önemli bir geçiş noktası olmaya devam ediyor.

* 1980'li yıllarda uyuşturucu işine bulaşmış olan Kürt gruplar ve aşiretlerin gelirlerinin bir bölümünün PKK'ya gittiğine ilişkin kanıtlar bulunmuştu.

Bunun üzerine sonu Susurluk çetesine ulaşacak bir politika çizildi ve uygulandı.

* Bu dönemde açılan bazı uyuşturucu yollarını PKK'ya karşı devletin yanında yer alan Kürt aşiretlerinin kullanmalarına izin verildiğine ilişkin söylentiler çıkmıştı.

Bu söylentiler, bilgi parçaları kanıtlanmış değildir. Ancak son Van olayında, bir başka Kürt aşiret reisinin CHP Genel Başkanı'nı açık açık tehdit etmesine bakıldığında bu kişilerin belli "bir koruma"ya güvendikleri sonucunu çıkarmak mümkündür.

Silahlı adamları emniyeti basan, adam kaçıran, uyuşturucu kaçıranların başında olan kişi yine elini kolunu sallayarak dolaşabiliyorsa, Baykal'ı açık açık tehdit eden bir başka kişi hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmıyorsa, Baykal bile bu kişiden yargı önünde şikâyetçi olmuyor, önemsemiyoruz diyorsa. Ortada bizim bilmediğimiz başka şeyler var demektir.

* "Van treni" nin bir başka şekli daha önce Tansu Çiller'i fena halde çarpmıştı. Bu "Van treni" ise çarptığı zaman İstanbul-Ankara treninden daha fena halde çarpar.

* Eğer uyuşturucu kaçakçılığı sanıkları, aşiret reisleri kendilerini devletin üzerinde görebiliyor ve öyle davranıyorlarsa, bu işlere bulaşmış bakanlar da suspus olup saklanıyorsa ortalığı çok daha kötü kokuların sarmasına az kalmış demektir.

"Van treni"ni, İçişleri Bakanı görmezden gelmeye devam ediyor. Başbakan sanki böyle bir olay hiç olmamış gibi davranıyor. CHP de aşiret reisinin tehdidini yiyip sesini çıkarmıyor.

"Van treni" geçiyor, hepsi birden başka yere bakıyor.

Hepsine bravo.

DİĞER YENİ YAZILAR