Haberin Devamı
Yüksek Öğretim Kurumu’nun başkanının değişmesi dolayısıyla anında iki konu üzerinde durulmaya başlandı. Bunlardan birincisi, yeni atanan başkanın AKP’ye ya da siyasal İslama yakın bir isim olup olmadığı. İkincisi de birinciye bağlı olarak yeni başkanın üniversitede türbana nasıl baktığı.
Kuşkusuz yeni YÖK Başkanı’nın kişiliği ve görüşleri önemlidir. Çünkü başına geçtiği kurum halen üniversitede “sıkı düzenin” korunması ve kollanması görevine sahiptir.
1980 askeri darbesinden sonra bütün ülkenin sürekli bir sıkı düzen içinde yaşaması gerektiğini düşünen askeri yönetim, üniversiteyi tam denetim altına almak için YÖK’ü kurmuştu.
Geçen 25 yıl içinde bütün toplumsal gelişmelere rağmen YÖK üniversiteyi orta öğretim düzeni ve düzeyinde tutma görevini başarıyla yerine getirdi. Üniversitelere sakal bıyık yasağını bile bu kurum getirdi ve öğretim üyelerinin askeri bir disiplin içinde çalışmaları için her şeyi yaptı.
Yine o 25 yıl boyunca üniversitelerde çeşitli tasfiye hareketleri de gerçekleşti.
Bunların tümü, YÖK’ün kendisine verilen görevi başarıyla yerine getirdiğinin örnekleridir.
Ama YÖK de benzeri kurumlar gibi hayatın gelişmeleri karşısında giderek işlevsiz kaldı. Şu anda üniversitelerin kendi başlarına yapabilecekleri işlere müdahale eden, gereksiz bürokrasi yaratan, üniversitelerin sorunlarının çözümüne herhangi bir katkısı bulunmayan bu köhne yapının kendisi için bulduğu tek varoluş işlevi türban konusu olmuştur. Sadece bu konudaki direnişinin bu kurumun varlığı için yeterli olduğunu düşünenler de olabilir, ama bütün işlevi “sıkı düzen” kurulması ve korunması üzerine kurulu olan YÖK’ün türban konusunu ele alış tarzı da tartışılmalıdır.
Yetkilerini yasakçılık üzerine değil, üniversite ve bilim özgürlüğü üzerine kullanan bir kurumun türbanla ilgili tavrı çok daha önemlidir.
YÖK’ün, “yeni başkan” tartışmasının ötesinde tam anlamıyla vadesini doldurmuş ve ortadan kalkması gereken bir kurum olarak görülmesi ve hakkında gerekli işlemlerin yapılması zamanı çoktan geldi de geçiyor.
25 yıl boyunca gelip giden iktidar sahiplerinin hiçbiri YÖK konusuyla ilgilenmemiş ya da başlarına dert almamak için sorunu görmezden gelmiştir.
Türk biliminin YÖK’ten kurtulmasına karşı çıkacak olanlar sadece bilim özgürlüğünün ve üniversite öğretiminin ne anlama geldiğini bilmeyenlerdir. YÖK’ün vadesi çoktan dolmuştur ve hızla tarihe havale edilmesi şarttır.

