Uzun süreç: Demokrasi

Haberin Devamı

DTP’nin kapatılmasının en başta kime yaradığı çok belli. Demokrasiye inancı olmayan radikal milliyetçiler ve PKK kazandı.

- PKK, terörle bir yere varılamayacağını söyleyenlere artık rahat cevap verecek, Kürtlerin demokratik yasal siyasette bulunmasına müsaade edilmediğini, “demokratik açılım”ın bir oyun olduğunu söyleyebilecek.

- Türkiye’nin Kürt vatandaşları kaybetti. Kendilerini temsil edecek yasal ve meşru bir partiyi yine kaybetmiş oldular. Bu durumlarda yetişmiş siyasi kadrolar biçilir, yerlerine daha deneyimsiz, hatta daha az nitelikli kadrolar gelir. Bir kez daha böyle oldu, Kürtler bilerek ya da bilmeyerek daha niteliksiz siyasilerin eline teslim edildi.

***


- Bütün ülke kaybetti. Türkiye bir kez daha dünyada parti kapatılan, demokratik olgunluğa sahip olmayan, kendi vatandaşlarına karşı ayrımcı bir ülke olarak anılacak.

- Türkiye’de demokratik siyaset olamayacağını, olmaması gerektiğini, Türkiye’nin ancak demokrasiden fedakârlık ederek kendini koruyabileceğini düşünenler kazandı.

- Bütün imkânlarıyla, her türlü demagojiyle demokratik açılımı baltalamayı görev edinmiş siyasiler kazandı. Zaten onlar için Türkiye’nin kaybetmesi değil, kendilerinin kazanmış görünmesi daha önemlidir.

DTP’nin kapatılmasıyla AKP ve hükümeti de gerçek anlamda kaybetti.

AKP hakkındaki kapatma davasının ardından, parti kapatmayla ilgili yasalara dokunmayan, “biz atlattık gerisi önemli değil” düşünen kasaba siyasetçileri, kendi çıkarları ile ülkenin çıkarları arasında tercihlerini bir kez daha ilkinden yana kullandılar.

***


Şu andan itibaren DTP’lilere akıl veren çok olacaktır. Ama eğer Ahmet Türk’ün söylediği gibi önemli olan “barış ve demokrasi” ise, yapılması gereken, Meclis’teki 19’a düşecek milletvekili sayısı hızla yirmiye çıkarılarak, yeni bir siyasi parti kurulmasıdır.

Radikal milliyetçi Kürtlerin yeni parti üzerinde de gölgesi olacaktır. Ama “barış ve demokrasi” için siyasetin uzun bir süreç olduğunu görmek gerekir.

Demokratik açılımla sorunlarının giderileceğini düşünen Kürt vatandaşlar da bu sürecin uzun, inişli çıkışlı olacağını görmek ve barış sürecine katkıda bulunmak iradesini göstermek durumundadır.

Anayasa Mahkemesi Başkanı kararı açıklarken önemli bir tespitte bulundu: Siyasiler kendi görevlerini yapmamakta ve yargının bu görevi üstlenmesini beklemektedir. Ama yargı “Ben de bu sorumluluğu almam” deme hakkına sahip midir? Adalet kavramı birkaç kanun maddesinin çok üstündedir ve öyle olduğu içindir ki “kutsal”dır.

DİĞER YENİ YAZILAR