Üzülenler

Son beş günlük tartışmalara, tepkilere bakıldığında ortaya ilginç bir "üzüntü" grubu çıkıyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile görüşmelere resmen başlamasına üzülenler bu duygularını çeşitli şekillerde gösteriyorlar

Haberin Devamı

Son beş günlük tartışmalara, tepkilere bakıldığında ortaya ilginç bir "üzüntü" grubu çıkıyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile görüşmelere resmen başlamasına üzülenler bu duygularını çeşitli şekillerde gösteriyorlar.

En çok üzülenlerin başında Cumhuriyet Halk Partisi geliyor. CHP müzakerelerin başlamasına açıkça karşı çıkmıyor ama 3 Ekim öncesindeki diplomatik faaliyetler hakkında kendisine bilgi verilmemesinden duyduğu üzüntüyü belirtiyor.

Bunun "muhalefet bahanesi"nden öteye bir anlamı olmadığını görmemek mümkün değil.

Üzülenlerin ikinci sırasında Milliyetçi Hareket Partisi bulunuyor.

MHP 2 Ekim günü Ankara'da büyük bir "Avrupa Birliği'ne hayır" mitingi yaparak bir tür "siyasi kumar" oynadı. Eğer 3 Ekim günü anlaşma olmasaydı "Biz demiştik, Avrupa bize düşman" diye muhalefet dozunu en radikal ve Batı düşmanı bir üslupla yükseltecek ve tepkili halk kitlelerinden de büyük olasılıkla yeni destekler bulacaklardı. Ama Milliyetçi Hareket Partisi'nin hesabı da tutmadı, onlar da çok üzülüyor.

İlerledikçe üzülecekler...
Üzülenlerden biri de Cumhuriyet Gazetesi'dir. "Gardırop Atatürkçülüğü"nün temsilciliğine sıkı sıkı sarılan Cumhuriyet, üzüntüsünü hem başlıkları hem de gazeteyi temsil eden yazılardaki burukluğuyla göstermektedir. "Gardırop Atatürkçülüğü" daha önce 1970'li yıllarda Nihat Erim gibi siyasileri tanımlamak için bulunmuş bir deyimdir. Bu deyim bugün de Atatürkçülük adına her türlü demokratik gelişmeye karşı çıkanlara çok uygun düşüyor.

Erbakan'ın Saadet Partisi ise hem üzülüyor hem seviniyor!

Kendi bağrından doğmuş olan AKP'nin bugünkü siyasetiyle sağladığı desteğe üzülüyor. Ama aynı zamanda da radikal İslamcı kesimde kendisine daha boş alan kalacağı için seviniyor.

* Müzakerelerin başlamasına PKK gibi ayrılıkçı teröre dayalı örgütlerin de üzülmesi doğaldır.

Onların da, demokratik ve toplumsal gelişmesi hızlanmış bir ülkede varlık nedenleri ortadan kalkacaktır. Bu nedenle 3 Ekim öncesinde terör eylemlerini tırmandırmış, gerilimi artırmaya çalışmışlardır. Bu taktikleri başarılı olmadığı için herhalde onlar da çok üzülüyor olmalıdır.

* Türkiye'nin girdiği yeni süreçte geri dönüş yoktur.

Bu süreçte ilerleme sürdükçe de "üzüntü cephesi"nin sağcı-solcu-gardıropçu unsurları biraz daha üzülecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR