Anayasa, bir toplumdaki bütün bireyleri, isterse çoğunluk olsun, isterse bir tek kişi olsun, güvence altına alan metindir. Bizde şu anda geçerli olan 1982 Anayasası sadece devletin ve devlet adına iş yapanların güvence altına alınması üzerine kuruludur.
Toplumda “uzlaşma”dan söz edildiğinde de en büyük hayallerden biri (tabii sadece bizde ve bizim gibi toplumlarda) herkesin aynı fikirde olmasıdır. Bu, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir hayaldir, çünkü hiçbir toplumda insanların tümünün aynı fikirde olması mümkün değildir. Ancak diktatörlükle yönetilen toplumlarda, korku içindeki insanlar en tepedeki “baba” ile aynı fikirdeymiş gibi yapar.
Uzlaşma, toplumda her bireyin kendisini güvencede hissettiği bir ortamın yaratılmasıdır. Bir uzlaşmada buluşulan ortak nokta, alınan karar herkesin hoşuna gitmeyebilir; hatta toplumun çoğunluğu karşı görüşte olabilir, ama bu karar dolayısıyla hiç kimsenin haklarının çiğnemeyeceğine herkes ikna olmuş ise “uzlaşma” sağlanmış olur.
Uzlaşmanın sağlanabilmesi için farklı görüştekilerin de birbirlerine güvenmesi, karşılıklı güvencelerin devam edeceğine inanması şarttır.
Türban meselesi, bizdeki “uzlaşma kültürü” eksikliğini en ağır şekliyle ortaya koydu.
Uzlaşmayı sağlaması gereken en yüksek makam “ne uzlaşması, ben ne dersem o olur” diye yola çıkınca tabii ki karşılıklı güvenden eser kalmıyor.
Şu anda bunu yaşıyoruz. Ama hiçbir toplum, farklı düşünen bireylerinin veya kesimlerinin birbirine güveni olmadan ayakta kalamaz. Sürekli uyarılarla anlatılmaya çalışılan, birilerinin söylenmesine pek kızdığı kaos ortama girer. O birileri de bunun neden ve nasıl olduğunu çözemez.
Anayasa denilen metinler bunun için vardır. Herkes, kendisinin güvence altında olduğuna, farklı olabilme, farklı düşünebilme haklarının güvence altında olduğuna, farklı yaşama hakkına kimsenin el sürmeyeceğine o metne bakarak ikna olur.
Her toplumun uzlaşma zemini anayasadır. Ama o güvenceleri verebilen bir anayasa, bugün elimizde olan 1982 Anayasası değil.
Anayasalar bunun için çok önemlidir. Anayasalar bunun için bütün toplumun katkısıyla hazırlanmalıdır. Anayasalar bütün toplumun güvencesi olduğu zaman anayasa olur.
Türban meselesinde üst üste bunca yanlışın yapılmasının en temel nedeni de bu güvencelerimizin eksik oluşu, onları sağlayan bir anayasamızın bulunmayışıdır.

