Haberin Devamı
Yeni anayasa konusunda Erdoğan ile Kılıçdaroğlu’nun seçim sonrası ilk beyanları, uzlaşma sinyalleri olarak değerlendirilebilir. Erdoğan “balkon konuşması”nda ana muhalefete gideceğini söyledi, Kılıçdaroğlu da daha önce Baykal’ın yaptığını yapmayacakları cevabını verdi.
Seçim kampanyasının son günlerinde CHP’nin açıkladığı anayasa raporunda ve Genel Başkan’ın bazı meydanlardaki açıklamalarında yer alan fikirler, “sivil anayasa” konusunda AKP ile CHP arasında ciddi bir mesafe kalmadığı şeklinde yorumlanabilir.
Daha önce AKP’nin yaptırdığı anayasa çalışmalarının içerikleri, temel ilkeleri bellidir. Dolayısıyla CHP’nin bu ilkelere yaklaşması söz konusudur.
12 Haziran’da sandıktan çıkan “irade”, yeni anayasa çalışmasının “başkanlık sistemi”ne kadar uzanmasına yol vermedi. CHP, MHP ve BDP’nin başkanlık sistemine girmeyecekleri belli. AKP’nin de şu anda Meclis’te tek başına anayasa yapacak gücü bulunmadığına göre bu tartışmanın gündemden çıktığını söylemek mümkündür.
Başkanlık sisteminin tekrar gündeme gelebilmesi için, örneğin MHP’den, belki de “demokrasi bloğu”ndan en az beş milletvekilinin AKP’ye katılması gerekir. Böyle bir zorlama ile yapılacak anayasa ister istemez halkın önüne gidecektir ve yüzde 50’nin üzerinde “evet” sağlanması da hiçbir şekilde garanti değildir.
Ülkenin yüzde 87’sini temsil eden AKP-CHP-BDP’nin sivil-demokrat anayasa üzerinde uzlaşmaması için hiçbir ciddi neden yoktur.
Varolan siyasi engellerden biri, BDP’de kendisine asıl rakip olarak gördüğü AKP ile işbirliği halinde görünmeme gibi bir “siyasi kompleks”in tekrar öne çıkmasıdır.
Diğer siyasi engel de CHP’nin içinden gelecek, “içimizdeki İrlandalılar” diye başlayan kalkışmanın, anayasa tartışması başladığında “CHP’yi AKP’lileştiriyorlar”a dönüşmesi ve parti yönetimini sıkıştırmasıdır.
Yeni anayasanın mimarının tek başına AKP yerine, AKP-CHP-BDP olması, aslında her üç parti için de siyasi başarı olacaktır. CHP’deki devletçi-muhafazakâr kanat ile BDP’deki “şahinler”in bu dönemde izleyecekleri siyaset sivil anayasa üzerine uzlaşmayı engelleme yönünde olacağına göre “doğru yol” da kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor.

