12 Haziran’da halkın verdiği mesajı Başbakan Erdoğan “balkon” konuşmasında söylemişti: Uzlaşma ile yeni anayasa ve Kürt meselesinin çözümü.
Bunun için birinci yetkili olarak AKP tayin edildi. Ama AKP yeni meclisi, uzlaşmayla yeni sivil-demokrat anayasa yapacak meclisi tam açmayı başaramadı.
Açılışında uzlaşma sağlanamayan bir meclisin anayasada uzlaşmasının kolay olmadığını bütün ülke gördü.
Uzlaşmanın yönü hâlâ bellidir. İlk adım da “sıfır kilometre anayasa”nın tamamlayıcısı olan yasal düzenlemeleri yapmaktır. Bunların başında Terörle Mücadele Yasası geliyor. Bu yasadaki maddelerin yargı tarafından en geniş yorumuna imkân vermeyecek düzenlemelerin çoktan yapılması gerekirdi. Ama demokratik hamlelerde “frene basan” AKP öyle yapmadı. Bu değişiklikler yapılmış olsaydı, zaten krizin birinci ayağı olan Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin “gasbı” da söz konusu olmayacaktı.
Yargının, tutuklama konusundaki “geniş” tavrını engelleyecek yasal düzenlemeler de yapılabilirdi, ama onlar da yapılmadı.
Bütün bunlar yapılmayınca da bugünkü kriz göz göre göre geldi. Bu aşamada, bir milletvekilliği “gasbedilmiş”, beş milletvekili de hapisten çıkamayan BDP’yi Meclis’e gelmemesi nedeniyle suçlamanın herhangi bir anlamı yoktur. Onları Meclis’e getirecek olan da AKP’nin krizi yönetmesindeki başarısı olacaktır. Ama şu ana kadar bu “başarı” ihtimali yönünde hiçbir somut gelişme bulunmuyor.
BDP’lilerin gelmedikleri, CHP’lilerin iki vekillerinin tahliye edilmesine kadar çalışmalarına katılmadıkları bir Meclis’in toplumun vicdanında yarattığı tahribatın kimleri sevindireceği de bellidir.
“Uzlaşma Meclis’i” için, bu Meclis’ten sivil-demokrat anayasa ve silahları tümüyle susturacak süreçlerin çıkması için önce bütün vekillerin gelmesinin sağlanması gerekiyor.
Dünkü görüntüden herhangi bir vatandaşın memnun olması mümkün olmadığı gibi, bazı AKP sözcülerinin kanaatlerinin aksine, çözüm hâlâ AKP’den, Erdoğan’dan beklenmektedir.
Bir kez daha çok değerli zamanlar kaybediliyor. Dokuz milletvekili bugün Meclis’te olsaydı, ülke hiçbir şey kaybetmez, çok zaman kazanırdı.

