Uzanlar, iş ve siyaset

Uzan olayı, biraz daha geriye doğru baktığımız zaman çarpık bir siyaset-iş ilişkisinin en "seçkin" örneğidir

Haberin Devamı

Uzan olayı, biraz daha geriye doğru baktığımız zaman çarpık bir siyaset-iş ilişkisinin en "seçkin" örneğidir.

Biraz geriye, 30-35 yıl geriye gitmek zahmetine katlandığımız takdirde "siyaset" ile "iş"in giriştiği en çarpık ilişkiyi rahatlıkla görebiliriz.

Baba Uzan bir "Demirci zengini "dir. Çok partili demokrasinin sallantılı dönemlerinde siyasiler hem de en üst düzey siyasiler, kendilerine güvence sağlamak için kendi zenginlerini yaratma yolunu bulmuşlardır.

Zengin yaratmanın yolu da bellidir ve kolaydır: Verirsin kamu ihalelerini, adamı bir iki yılda büyük zengin yaparsın!

Kemal Uzan, Süleyman Demirel tarafından aynı yöntemle zengin edilmiştir.

Ekonominin en büyük kaynakları devletin elinde bulunuyorsa, devletin başına geçen siyasilerin ana derdi de bu kaynakları kullanma şekli olmaktadır.

Turgut Özal da kendi döneminde kendi zenginlerini yaratmıştır. Emlakbank olaylarını hatırlarsak sistemin nasıl yürüdüğünü anlarız.

Genç Uzan, Turgut Özal zenginidir. Babanın yanısıra Cem Uzan iş hayatına kendisi girmiş, Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal ile ortak olmuş ve yürüyüp ilerlemiştir.

He hukuk, ne ahlâk!
Konu Uzanlar olduğu için diğer örnekleri vermeye fazla gerek yok. Ama iş hayatında bulunan herkes, kimin kim tarafından zengin edildiğini bilir.

Bu sistemin bir yanında siyasiler vardır. Diğer yanında da siyasilere hizmete ve zengin olmaya hazır işadamları.

Siyasi destek bu "işadamları"nın gözlerini kamaştırır. Kendilerini yasaların ve siyasilerin de üzerinde görürler. Evet, onların zengin ve güçlü olmasını bu siyasiler sağlamıştır, ama artık onlar bu siyasilerin maddi ihtiyaçlarını karşıladıkları için "işveren" durumuna geçmişlerdir.

Bu çarpık ilişki böyle gelişir ve karmaşıklaşır. Yeni zengin "işadamı" devletten nemalanmaya alışmıştır. Ne yaparsa yapsın, siyasi korumaya sahip olduğu için herhangi bir kurum işine karışamaz.

Ne hukukun önemi vardır ne ahlâkın. Yalanla, hileyle, insanları ezerek ilerleme bu işin "raconu" haline gelmiştir. Cem Uzan olayı bu sistemin vardığı en son noktadır. Ve sistem Cem Uzan ile birlikte iflas etmiştir. Bu iflasın en acı örneği de "patronun" kendi evine kaçak satıp para sağlamak için telefon kartları yığmasıdır.

Siyaset mi iş hayatını bu hale düşürdü, iş adamları mı siyaseti bu hale düşürdü? Bunun cevabı üzerine de düşünülebilir ama şart olan, Uzan olayının iş hayatında gecikmiş temizliğin miladı olmasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR