Avrupa Birliği ile ilgili sorunlar gündeme geldiğinde en sık konuşulan gerekçe "uygulama"dır. En son Başbakan'ın tekrarladığı bu gerekçeye göre yasalar açısından önemli gelişme sağlanmıştır, ama uygulamada aynı hıza ulaşılamamıştır.
Bu sorunu çözmek için birinci koşul, en yukardakilerin yasal reformların göstermelik ya da Avrupa Birliği'ni kandırma amaçlı olmadığı kanıtlamalarıdır. Pusulasız muhalefet ve vizyonsuz türünden politikacılar son on yıldır bu reformların "Avrupa Birliği'ne hoş görünmek için yapıldığı" şeklindeki izlenimi yayıp durdu. Bunlara göre Türkiye'nin çağdaşlaşma, hukuksal, ekonomik ve toplumsal reformlara ihtiyacı yoktur ya da zaten bunları başarma şansı yoktur. Bu inançta olanlar "mecburen" boyun eğdikleri reformların hayata geçebileceğine de inanmadıkları için, herhangi bir "zihniyet uyumu"na da niyetli değillerdir.
Türkiye'nin gerçekleştirdiği reformları "dayatma" ve "zorlama" sonucu olarak yapılmış göz boyama icraatları olarak gören zihniyet halen gücünü koruyor.
Erdoğan da "zihniyet sorunu"ndan söz ediyor. Ancak Türkiye'nin bu zihniyet değişiminde kararlı olduğunu "somut" olarak göstermekle yükümlü olan birinci şahıs kendisidir.
Önce doğru tavrı gösterin
"Daha nasıl göstereceğiz; her gün konuşuyoruz, anlatıyoruz, kararlı olduğumuzu tekrarlıyoruz..." diye bir itiraz hemen gelecektir.
Oysa konuşmak dışında bu kararlılığı "somut" olarak göstermek ve zihniyet değişiminin ne anlama geldiğini anlatmak için yapılacak çok basit işler vardır.
Örnek: Sokaktaki linç girişimini destekleyen ve "tekrarlanırsa daha kötüsü olur" diyen AKP'li milletvekili ve belediye başkanını partiden atarak örümcek kafalarla çağdaşlık arasındaki farkı gösterirsiniz.
Örnek: Düğünde havaya silah atan milletvekillerini hemen disipline verirsiniz.
Örnek: Tutuklu rektöre "hakaret" niyetiyle "Ermeni asıllı" diyen milletvekilini halkın karşısında kınarsınız, ayıp ettiğini herkesin gözü önünde söylersiniz.
Örnek: Futbol haydutluğunu fiilen ya da sözle yapan milletvekillerinin yargılanmalarını sağlamak için adalet mekanizmasını harekete geçirirsiniz
(Burada bir soru: Bütün bu olaylar için neden hiçbir savcı harekete geçmemiştir?)
* Genel sözler temcit pilavı misali tekrarlanarak "zihniyet değişimi"nin ne olduğu anlatılamaz.
Somut olaylarda açıkça doğru tavırları alarak ve bundaki kararlılığınızın nedenlerini anlatarak zihniyet değişiminin gerçekleşmesine katkıda bulunabilirsiniz.
Yoksa bugün olduğu gibi, "uygulama sorunu" aslında "uygula-ma" durumunda kalır.
Uygula-ma
Avrupa Birliği ile ilgili sorunlar gündeme geldiğinde en sık konuşulan gerekçe "uygulama"dır. En son Başbakan'ın tekrarladığı bu gerekçeye göre yasalar açısından önemli gelişme sağlanmıştır, ama uygulamada aynı hıza ulaşılamamıştır
Haberin Devamı

