Üslup meselesi

Türkiye'deki gelişmeleri yakından izleyen ve demokratik sürece katkıda bulunmak isteyen bazı Batılı siyasilerin konuşmalarındaki üslup tepki uyandırıyor

Haberin Devamı

Türkiye'deki gelişmeleri yakından izleyen ve demokratik sürece katkıda bulunmak isteyen bazı Batılı siyasilerin konuşmalarındaki üslup tepki uyandırıyor.

Bu gibi konularda hemen ayaklanıp "iç işlerimize müdahale" diye bağıranların unuttukları önemli bir fark var: Batılı siyasilerin ülkelerinde her şey, evet her şey söylenebilir.

Örnek: Fransa'daki varoş ayaklanmaları sırasında ağır bir üslup kullanan İçişleri Bakanı Sarkozy'ye son olarak yakından tanıdığımız Fenerbahçeli Anelka "Gitsin başka yerde havlasın" dedi.

Bu sözler için herhangi bir savcı kendi kendine harekete geçip soruşturma açmayacaktır. Anelka'nın hedefi olan Sarkozy'nin de dava açmayacağı kesindir.

Aynı Sarkozy'nin eşi başkasına kaçtığında bir Fransız mizah dergisi Sarkozy'nin boynuzlu bir karikatürünü kapak yapmış ve "Bizi boynuzlular yönetiyor" diye başlık atmıştı. Sarkozy buna da dava açmadı.

Bunlar gibi onlarca, yüzlerce, binlerce örnek verilebilir. Ortada olan "konuşma rahatlığı" ile "konuşma rahatsızlığı" arasındaki farktır.

Bir silahı eksiltmek
Birçok Batılı siyasetçi, Türkiye konu olunca da alıştığı rahatlıkla konuşuyor, yorum getiriyor.

O zaman da Türkiye'de bir infial havası yükseliyor ve "Türk düşmanlığı" edebiyatı tekrar tekrar ortaya çıkıyor.

Türkiye'deki demokratik sürece katkıda bulunmak isteyen bütün batılıların böyle bir gerçeğin de bulunduğunu hesaba katması gerekiyor. Çünkü bu özen gösterilmediği sürece, rahatlıkla söylenmiş her söz iç politika malzemesi olarak kullanılıyor.

Amaç hep aynı: Batıyı düşman olarak göstermek, Türkiye'de demokratik gelişmelere katkıda bulunmak isteyenleri karalamak ve her demokratik adımın üzerinde bir kuşku bulutunu canlı tutmak.

Bu kuşku bulutunun içinde "Demokrasiyi Türkiye'yi bölmek için kullanacaklar" korkusu gizleniyor. Her demokratik gelişmenin ardında başka niyetler aranıyor, insanların sürekli bir gerilim içinde yaşaması ve demokrasiyle ilgili soru işaretlerini koruması sağlanıyor.

Türkiye'nin geleceğini önemseyen, bu geleceğin dünyanın geleceği açısından önemli olduğunu düşenen Batılı siyasilerin biraz daha özenli konuşmalarını bekleyebiliriz. Böylece gelişme düşmanı ittifakın elindeki bir silah daha yok olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR