Haberin Devamı
İntihar eden emekli albayın cenazesi “unutulanlar”ı hatırlattı, çok da kuvvetli bir şekilde hatırlattı.
Kollarını bacaklarını kaybetmiş gencecik insanlar, tekerlekli iskemlelerinde, ellerinde bayraklarla cenazeyi izledi.
Silahlı Kuvvetler’in bütün üst kademesi de tam kadro cenazedeydi.
İntihar eden emekli albayın, Güneydoğu’da görev yaptığı sürede bazı suçlamalarla karşı karşıya kalmış olmasını bir kenara bırakalım.
Bu emeki albay, onlarca, yüzlerce diğerleri gibi evini aylarca görememiş olanlardan biriydi. Görevini yaparken suç işledi mi? Bilmiyoruz, bilemeyiz. Ama bir çatışmada aldığı yara dolayısıyla tekerlekli sandalyeye mahkûm yaşıyordu.
Bu emekli albay da onun cenazesini izleyen gaziler de aslında yeteneksiz, çapsız, ufuksuz siyasilerin kurbanıdır.
Bu insanlar “vatan görevi” yaptı. Üstlerinin talimatlarına uyarak savaştılar. Savaştılar, çünkü siyasiler, anlı şanlı ve koskoca ülkeyi yönetirmiş gibi dolaşan her türden siyasiler görevlerini yapmamışlardı. Hâlâ da yapmıyorlar.
Bir yanda Ergenekon soruşturması dolayısıyla rütbeli asker kişilerin ve emeklilerin de kovuşturulması, gözaltına alınması sürerken Silahlı Kuvvetler’in emekli albayın cenazesi dolayısıyla söylemek istediğini de anlamak zorundayız. İki mesaj verilmiştir. Suça karışanlar sonuna kadar izlenebilir, ama suçu kesin olmayanlara suçlu muamelesi yapılmamalıdır.
“Yargısız infaz” kavramı uzun yıllardır bu ülkedeki her türlü muhalifin çok kullandığı bir kavramdır. Bu kavramın ilk kez Silahlı Kuvvetler adına yapılan bir açıklamada yer alması da önemlidir.
Ergenekon davasının bir yanında ne yazık ki bir “medyatik savaş” var. Gerçeklerle uydurmalar ve abartılı bilgiler sürekli birbirine karışıyor. Bu ağır bilgi kirlenmesinin ağına intihar eden emekli albay da düştü. Tekrar edelim, bu emekli albay ile ilgili herhangi bir kanıt yoktur, söz konusu gazete haberinde de açık bir kanıt bulunmamaktaydı.
Bazen bir konunun bir tarafına yoğunlaşırken başka taraflarını gözden kaçırıyoruz, unutuyoruz.
Evini, ailesini aylarca göremeyen, ölümle burun buruna yaşayanları unutmayalım. Onlarla başkalarını da karıştırmayalım. Eğer karıştırırsak, asıl suçluların, bu ülkenin geleceğine silahla, bombayla kastedenlerin ekmeğine yağ sürmüş oluruz.

