Başbakan Erdoğan’ın üniversite ve YÖK ile ilişkisi beş yıldır düzelmedi. AKP hükümetinin ilk döneminde konu, öğrencilerin üniversitelere türbanla girebilmesiyle ilgiliydi. YÖK bu konuda taviz vermedi ve yargı kararlarıyla desteklenen düzenlemenin değiştirilmesi mümkün olmadı.
Erdoğan ile üniversite arasındaki son gerilim kaynağı yeni üniversiteler açılmasına ilişkin. Başbakan ve hükümetin bu konuda basit bir politikası var. O da her ile bir üninversite açma hedefi.
Bu, hükümet ve AKP açısından üniversitesi bulunmayan illerin halkının memnun edilmesi, onlara değer verilmesi anlamına gelebilir. Yakınında bir üniversite bulunması ebeveynlere belli bir rahatlık sağlar, çocuklarını çok uzak illere, büyük şehirlere göndermek zorunda kalmadan yüksek öğrenimlerini yaptırabilirler.
Ancak kapısında üniversite yazan her binanın üniversite olması dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi bizde de zorluğun da ötesinde, mümkün değildir.
Ne yazık ki şu anda ülkemizde “üniversite” tabelası arkasında “yüksek” eğitim verme çabasında olan kurumlarımızdan birçoğunun düzeyi gerçek üniversite düzeyinin fena halde altındadır. İş hayatının çeşitli kesimlerinde bulunanlarla sadece şöyle bir konuşmak bile, işe alınacak gençler arasında yapılan ayrımlar hakkında fikir sahibi olmaya yeter.
Bir üniversite adı vermeyelim, ama gençlerimizin birçoğu bazı üniversitemizden mezun olduklarını söylemek bile istemiyor. Bu üniversitelerden mezun olmak gençlerimizin birçoğu için hayat yarışına “yüksek” bir aşamadan başlamak anlamına gelmiyor, sadece askerlik görevini üniversite mezunu olarak yapmak anlamına geliyor.
Bu konuda fikir ve politika üretmek, gelişmeleri yönlendirmek durumunda ve konumunda olanların bu gerçekleri bilmeleri ve halka da itiraf etmeleri gerekiyor.
Birçok üniversitemizdeki eğitim ve bilim düzeyinin düşüklüğü tabii ki buralarda görevli ve fedakârlıkla çalışan kişilerin suçu değildir. Onlar son derece kısıtlı imkânlarla bilim yapma, genç insanları yetiştirme görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Ama kadroları yetersizdir, bu kadroları yetiştirme imkânları kısıtlıdır. Üniversite ile ilgisi olan herkes de bunları bilmektedir. Bilmez gibi davrananlarsa en yetkili konumlarda olanlardır.
Başbakan dün YÖK’ü ve bütün üniversite camiasını hedef alarak “onlar insan yetiştiremiyorsa birileri yetiştirir” dedi. Bu söz, kendisinin üniversite kavramı ve gerçeğinin fazla uzağında bulunduğunu ve yüksek öğrenimin gelişmesiyle ilgili vizyon eksikliği bulunduğunu göstermektedir. Her şehrimizde bir üniversite olsun, ama bunlar gerçekten üniversite olsun.
Not: Şaka gibi şaka
Deniz Baykal gazetecilere 1 Nisan şakası yapmış ve Başbakan’la kendisinin cumhurbaşkanlığı için anlaştığını söylemiş. 1 Nisan’ın şaka günü olmasından beri yapılan en ilginç şakalar arasına herhalde Baykal’ın bu şakası girmez. Ama Baykal’ın cumhurbaşkanı seçimine bakış açısındaki hafifliği bu şakada görmek mümkün. Erdoğan cumhurbaşkanı olsa da olmasa da Baykal “ben kazandım” diye bağıracak. Ama bu da meselenin ağırlığını hafifletecek bir başka şaka olarak kalacak.

