Ümük gidiyor

Haberin Devamı

AKP krizi yönetebilir mi? Ekonomi ve iş çevrelerinde, yorumlar farklı olmakla birlikte kuşku ortak: AKP hükümetinde krizi yönetme yeteneği bulunup bulunmadığı...

Bu kuşku yerindedir. Çünkü hükümetin başı “ümük” edebiyatıyla IMF’yi azarlarken, ekonomiden sorumlu hükümet üyelerinden biri IMF ile anlaşma yapmanın neden gerekli olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Kuşkuları besleyen bir başka durum da bankalardaki mevduatlara sağlanacak güvence meselesidir. Hükümetin başı ve ekonomi sorumluları böyle bir güvenceye gerek olmadığını tekrar tekrar söyledikten sonra Meclis’e konuyla ilgili bir kanun “teklifi” geldi ve hızla komisyondan geçti. Komisyondan geçen, “kanun teklifi” dir, altında hükümetin imzası bulunan bir “kanun tasarısı” değildir.

Bu küçük kurnazlık da yine hükümetin tepesindekilerin “ben tükürdüğümü yalamam arkadaş” tavrını korumasını sağlamaya yöneliktir. Ya da kurnazlığın sahipleri öyle sanıyor.

Komisyonda kabul edilen kanun “teklifi” iki yıl için hükümete bütün mevduatlara, şu anda 50 bin YTL’ye kadar olan güvenceyi mevduatın yüzde yüzüne kadar artırma yetkisi veriyor.

“Kurnazlar” yani hükümetin tepesi diyor ki: “Biz rahatız, böyle bir yetki istemedik, ama madem ki halkın iradesini temsil eden vekiller bize böyle bir yetki vermiş, alalım bari bulunsun...”

İşte bu küçük kurnazlıklar, AKP hükümetinin krizde Türk ekonomisini bir bakkal dükkânını koruma mantığından daha yetkin bir mantıkla koruyabileceği kuşkusunu büyütüyor.

***


Şu anda dünyayı sarsmaya devam eden mali krizin en önemli unsuru “güven kaybı” dır. Türkiye’nin de böyle bir krizden en az hasarla çıkabilmesinin birinci koşulu “güven” dir. Bunu bütün ekonomi uzmanları söylüyor.

AKP hükümetinin, özellikle de başının krizle ilgili bugüne kadarki beyanları, azarlamaları, güven sağlamak yerine tam tersine etkiler yaratacak nitelikte.

Eğer bir ülkenin başbakanı ile merkez bankası başkanı tümüyle birbirinden çok farklı sözler söylüyorsa, o ülkede krizin doğru yönetileceğine ilişkin kuşkular tabii ki artacaktır.

***


Başbakan, olayı kavramadığını göstermeyi sürdürüyor. “Ümük” edebiyatına devam etmesi krizin doğru yönetilmesine katkıda bulunmaz, belki ancak kendi “ego” sunu tatmin edebilir aynaya bakarken, “ben ne delikanlıyım, sözümden dönmüyorum” duygusu yaratabilir.

Krizi yönetebilmek için ise önce herkeste yönetim yeteneğine sahip olduğu güvenini oluşturmak gerekir. AKP henüz bunu sağlayabilmiş değildir.

DİĞER YENİ YAZILAR