Ummadık deve...

Ormanda yine bir kıtlık dönemi başgöstermişti. Çakalla tilki anlaştılar, birlikte gezmeye avlanmaya ve avlarını bölüşmeye karar verdiler

Haberin Devamı

Ormanda yine bir kıtlık dönemi başgöstermişti. Çakalla tilki anlaştılar, birlikte gezmeye avlanmaya ve avlarını bölüşmeye karar verdiler.

Ama çakalla tilkinin çabaları karınlarını doyurmalarına yetmiyordu. Uzaktan avın kokusu alıyorlar, daha tam yerini bile belirleyemeden avların kaçtığını fark ediyorlardı.

Böyle bezgin bezgin dolanırlarken deveye rastladılar. Birden tilkinin kafasında şimşek çaktı. Deve uzun boylu olduğu için daha uzakları görebilir, av hayvanlarının durumunu onlara söyler, onlar da kaçmaya fırsat bulamadan avlarına yaklaşabilirlerdi.

Bu fikrini çakala anlattı, onun onayını aldıktan sonra deveye işbirliği teklif etti.

Deve "Benim fazla bir sorunum yok, ama size yardım ederim" dedi.

Üçü birlikte dolaşmaya başladılar. Fakat devenin yardımı bile çakalla tilkinin yemek sorununu çözmeye yetmiyordu. Devenin gördüğü birkaç küçük hayvanı yakalıyorlar, ama yetmiyor, hâlâ yarı aç yarı tok geziyorlardı.

Deve ise gördüğü her yeşilliği her ot ve çalı parçasını yiyor, hiç açlık çekmiyordu.

Sonunda, bir ara deve kendilerinden uzaktayken tilki çakala yeni fikrini açtı:

"Bu deve iyice semirdi, baksana hiç aç kalmıyor, biz de bir şey bulamıyoruz, tek çaremiz bu deveyi kandırıp yemek..." Çakal bu fikri sevinçle karşıladı, "Aklınla bin yaşa tilki" dedi.

Tilki devenin saflığına güvendiği için basit bir plan kurdu. Sakin sakin yürürken birden deveyle çakala döndü:

"Şimdi şöyle bir oyun oynayacağız. Herkes bugüne kadar yediklerinin adlarını sayacak, kim sayamazsa onu yiyeceğiz..."

Çakal hemen "tamam" dedi. Deve biraz düşündü "Madem ikiniz de oynamak istiyorsunuz, oynayalım bari" dedi.

Çakal tilkiye "önce sen say bugüne kadar yediklerini" dedi. Tilki saydı: "Tavuk, kaz, tavşan..." Sonra çakal saydı: "Tavşan, koyun, keçi, kaz..." Sonra ikisi birden deveye döndüler, "Sıra sende, say bakalım" dediler.

Deve biraz düşündü "ot" dedi. Çakalla tilki "Olmaz" dediler, "Biz nasıl sadece et demedik tek tek saydık, sen de sayacaksın..."

Deve düşündü düşündü, tek bir otun adını bulamadı. Çakalla tilki sinsi sinsi gülerek "bu durumda kural gereği seni yiyeceğiz" dediler.

O anda deve durumun ciddiyetini anladı. "Kabul ama" dedi "Sizden bir ricam var; babam ölmeden önce benim nalıma bir şey yazmış ve ölümle karşı karşıya geldiğimde okumamı söylemişti. Ben okuyamam, sizden ricam bunu okur musunuz?"

Çakalla tilki birbirlerine baktılar, devenin saflığından hiç kuşkuları olmadığı için kabul ettiler. Tilki "Ben okuma bilmem" deyince çakal devenin sağ arka ayağına doğru yaklaştı.

Deve biraz bekledi çakal tam istediği noktaya gelince sıkı bir çifte attı. Savrulan çakal kırık kemikleriyle inlerken deve tilkiye döndü: "O okuyamadı sen okur musun?" dedi.

Tilki, "Benim acele bir işim var, gidiyorum, sen okutacak başka birini bul" dedi ve kaçtı.

Deve bu iki kurnaz hayvanı böylece başından savdıktan sonra yine o ağır, sakin hayatını yaşamaya devam etti.

DİĞER YENİ YAZILAR