Ülkenin elden gitmesi

Bitmez tükenmez bir korku sürekli olarak yayılır durur: Ülke elden gidecek... Evet, ülkemizin elimizden gitmesi tehlikesi büyüktür. Ama bu tehlikenin kaynağı da yine kendimiziz

Haberin Devamı

Bitmez tükenmez bir korku sürekli olarak yayılır durur: Ülke elden gidecek... Evet, ülkemizin elimizden gitmesi tehlikesi büyüktür. Ama bu tehlikenin kaynağı da yine kendimiziz.

İstanbul’da muhtemel depreme dayanıklı olabilecek binaları yapmayan bizleriz.

İstanbul’daki yapıların sadece yüzde 2’sinin 7.5 şiddetinde bir depreme dayanıklı olduğunu çoktandır biliyoruz.

Bu da o şiddette bir depremde can kaybının belki de milyonla ölçüleceğini, İstanbul gibi dünyada eşi olmayan bir şehrin neredeyse yok olacağını gösteriyor.

***

Köy-kasaba kültürü İstanbul’u dev bir köye dönüştürdü. Bu dev köyün her yanı da çok katlı gecekondularla donatıldı. Böylece ülkenin gerçekten elimizden gitmesinin bütün koşullarını kendi ellerimizle, hayatımızın her alanını geri bıraktıran köy-kasaba kültürümüzle kendimiz yarattık.

Bu öyle bir kültür ki, daha dün bir milletvekilinin ağzından “inşallah son olur” sözleriyle kendini gösterdi.

Dünkü deprem son olmayacak, İstanbul’u ve Türkiye’yi dev bir köye dönüştürenler, istedikleri kadar “inşallah son olur” saçmalığını tekrarlasın, depremler hep olacak.

1999 felaketinden beri her depremde sokaklara çıkıyoruz, ama beklenen depremden olabildiğince korunmak için hiçbir şey yapmıyoruz. Marmara’da bir deprem seferberliği gerekiyor. Bütün binaların elden geçirilmesi, binlerce binanın yıkılması, on binlercesinin sağlamlaştırılması gerekiyor. Ama son felaketten bu yana tek yapılan, deprem sonrası kurtarma faaliyetlerine hazırlık oldu.

***

İstanbul’u yerle bir edecek bir depremin ardından Türkiye gerçekten elden gidecek. Türk sanayisinin yarısı yok olacak. Türk ekonomisi gerçek anlamda dibe vuracak.

Ve İstanbul ile birlikte Türkiye elden gidecek. O kadar korktuğumuz şey gerçek olacak. Yabancılar, zengin yabancılar gelecek ve fiilen İstanbul’a “el koyacak”, bizim yerle bir ettiğimiz dünyanın en güzel şehrini onlar yönetecek ve şehre onlar sahip çıkacak.

Deprem sonrasında “inşallah son olur” diyebilen köy-kasaba kültürü İstanbul’un yıkımını ve Türkiye’nin gerçekten elden gitmesinin bütün koşullarını hazırladı.

Bugün eğer milliyetçilikten yurtseverlikten dem vuruyorsak, en başta İstanbul’u ve Marmara bölgesini büyük depreme karşı koruyabilecek her şeyi yapmamız gerekiyor. O zaman vatanımızın, o en çok kullananların ne anlama geldiğini bilmedikleri sözle, “sonsuza dek yaşaması” mümkün olabilir.

Herkes düşünsün, İstanbul yerle bir olduğu, can kaybının milyona vurduğu bir günün sonrasında nasıl bir ülke olacağımızı.

DİĞER YENİ YAZILAR