Üçüncü sayfa haberleri

Son günlerin dikkati çeken gelişmelerinden biri de "adi" yani siyasi bir yanı olmayan polisiye olaylardaki artış. Cinayet, hırsızlık, kavga, dövüş, kaza...

Haberin Devamı

Son günlerin dikkati çeken gelişmelerinden biri de "adi" yani siyasi bir yanı olmayan polisiye olaylardaki artış. Cinayet, hırsızlık, kavga, dövüş, kaza...

Yetkililerin açıkladığı çeşitli istatistiklerde de artışa dikkat çekiliyor, ancak bu olayların birçok gelişmiş ülkedeki sayıların altında kaldığı da belirtiliyor.

* Bu olayların birçok ülkeden daha az görünmesinin bir nedeninin çok sayıda mağdurun polise gitmemesi olduğunu savunanlar da var.

Dünyadaki duruma göre Türkiye'nin "suç haritası"ndaki yerinden çok daha önemli olan, bu olaylardaki artıştır.

Gazeteler uzun yıllar boyunca bu tür "adi" olayları üçüncü sayfalarında aktardılar, halen de aynı alışkanlık sürüyor.

İki temel sorun çözülmedikçe
Genel olarak suçlardaki artış, iki temel sorunumuzun çözülmediğini, tersine, derinleştiğini gösterir.

* Birincisi tabii ki eğitim düzeyinin, yükselmek bir yana, gerilemesi. Eğitim düzeyi düştükçe suç miktarının arttığı, tartışılması mümkün olmayan bir gerçek.

Aynı şekilde, ekonomik sorunların çözülememiş olması da suç sayısını artırıyor. Gelecekten umudunu kesmiş, işsiz ve çözümsüz insanların suça daha eğilimli oldukları da biliniyor.

Çok da uzak olmayan geçmişte, bir tek cinayet işlendiği vakit toplumun bütünü bu cinayetle ilgilenirdi. Şu anda ise herhangi bir gazetenin üçüncü sayfasına ya da şehir haberleri sayfasına göz atmak durumun ciddiyetini görmek için yeterli.

* Son günlerdeki bayrak tepkilerini ve Trabzon'daki linç girişimi gibi olayları, hatta yerde yatan gösterici kıza polis memurlarının tekme atmasını da yan yana koyduğumuzda, toplumda gerilim noktalarının artmakta olduğunu görmemek mümkün değil.

* Bunlara futbol bahanesiyle yaşanan akıl dışı taşkınlık olaylarını da ekleyebiliriz. Ne kadar tedbir alınırsa alınsın, bu olaylar devam ediyor. Genç taraftarlar maça hâlâ savaşa gider gibi gidiyor.

* Toplumdaki bu kaynaşmanın temellerine yönelme konusunda fazla bir yol almadığımız, alamadığımız kesin.

Ve gerçekten, -gerçek temellere- yönelme sağlanmadığı sürece bu olayların önüne geçmek de mümkün olmayacak.

Fazla uzağa girmeye gerek yok. Her yıl bir milyon gencin, öğretimine devam edemeyeceğini bile bile üniversite sınavına girdiğini ve evine kös kös döndüğünü hatırlamak bile bazı soruların cevabını verebilir.

DİĞER YENİ YAZILAR