Haberin Devamı
Erzincan’da başlayan olaylar Yüksek Yargı’nın açık olarak AKP hükümetine “başkaldırısı”na kadar ulaştı. Yüksek Yargı temsilcilerinin özellikle dün Adalet Bakanı ve genel olarak hükümetin “niyetleri” ile ilgili olarak söyledikleri, mücadelenin en tepede süreceğinin işaretleridir.
Kriz Erzincan’dan çıktı, ama orada olanlarla ilgili birçok bilinmeyen, birçok soru işareti var.
Bir albayın tutuklanmasının, Üçüncü Ordu Komutanı’nın “şüpheli” olarak ifadesinin alınmak istenmesinin bu gelişmelerdeki etkisi tam olarak bilinmiyor. Ancak bu vesileyle hatırlatılan, Şemdinli savcısının meslekten atılması olayı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda böyle bir hassasiyet olduğunu gösteriyor.
Şu ana kadar kamuoyuna yansıyan bilgiler, olayın bir yanında Ergenekon soruşturması, diğer yanında da bazı cemaatlerin faaliyetleri olduğunu gösteriyor. Bu genel tablo da, hemen taraf olmaya hevesli bulunanlar açısından oldukça elverişlidir. Nitekim Ankara’dan giden bir CHP heyeti, tutuklu savcıdan sonra askeri cezaevinde tutuklu albayı ziyaret etme girişiminde bulunmuştur.
Yüksek Yargı’nın hükümete karşı “topyekûn” denebilecek bir şekilde tavır alması, üçüncü gücün birinci ve ikinci güçlere karşı “başkaldırması” düzeyine ulaşması bugüne kadar “kurumlar çatışması” denilen Ankara savaşlarının en üst düzeye çıktığını gösteriyor.
Yargıtay ve Danıştay mensuplarının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na dün yaptıkları destek ziyaretleri “başkaldırı” ya da “direnme”nin nasıl yürütüleceğini de göstermiş oldu.
Buna karşılık Hükümetin yapabileceği hiçbir şey yoktur. Mücadele devam ettikçe artan bir dirençle karşılaşacak ve bir açıdan kendisini “hükümet edemez” duruma sokacaktır.
AKP hükümetleriyle ilgili olarak bazı olaylarda dolayısıyla “İktidar oldu ama muktedir olamadı” yorumu dile getirilmiştir.
Son krizin vardığı noktada ise bu cümle, bundan sonra neler olacağını en açık özetleyen cümledir.
Muktedir olamayan iktidar, en hızlı yıpranmaya mahkûm iktidardır.
Gelinen noktada AKP’nin yapabileceği tek hamle “en hızlı şekilde seçim”dir. Bu süre ne kadar uzarsa AKP’nin iktidarındaki gerileme o kadar fazla olacaktır.

