Üç yıla üç seçim

Haberin Devamı

Önümüzdeki seçimler takviminde mantıklı bir değişikliğe gidilmesi kesinleşti gibi. 2014’te yerel seçimlerin ve cumhurbaşkanı seçiminin yapılması gerekiyordu, AKP yerel seçimleri 6-7 ay öne çekerek 2013 sonbaharında yapmayı planlıyor.

Böylece önümüzdeki üç yıl da seçim yılı olacak. 2013’te yerel seçimler, 2014’te cumhurbaşkanı seçimi, 2015’te de genel seçimler yapılacak. Üç yıl boyunca yoğun siyaset yaşayacağız.

AKP’de üçüncü dönem milletvekilliği yapanlardan, yerel yönetimlerde görev almak isteyenler ya da alması istenenler, vekilliği iki yıl erken bırakmak zorunda kalacak.

***


Yerel seçimlerle cumhurbaşkanı seçimi arasında geçecek yaklaşık 8 aylık dönem de AKP’nin yeniden yapılanma, yeni kadroların, yöneticilerin ve yeni genel başkanın belirleneceği dönem olacak...

İktidar partisi yerel seçimler öncesinde, yerel yönetimleri yeniden yapılandırıp yetkilerini artıran bir yasa çıkarmayı da planlıyor. Aynı zamanda 13 il belediyesi de büyükşehir belediyesi olacak. Bunların iktidar partisine halk desteğini artıracak icraatlar olduğu kuşkusuz.

Üç yılın siyasi yol haritası bu açıdan kesinleşmiş görünüyor. Ancak bu haritada hâlâ belirsizliğini koruyan bir alan var. O da sivil-medeni-demokratik anayasa alanı.

***


AKP sözcüleri bir süredir, “başkanlık sistemi” tartışmalarını kestiler. Buradan konunun rafa kaldırıldığı sonucu çıkarılmamalıdır, çünkü sonbaharda Meclis’in açılmasıyla ve yerel yönetimlerle ilgili yasa değişiklikleriyle birlikte anayasa tartışmaları canlanacaktır.

Başbakan da birkaç kez hedef koyarcasına yeni anayasanın bu yıl içinde tamamlanması gerektiğini söylemişti. Sonbaharla birlikte anayasa, gündemin ön sıralarına gelecektir. Eğer Başbakan’ın ve Meclis Başkanı’nın öngördükleri takvim işlerse bu yılın sonunda veya gelecek yılın başında bir de anayasa referandumu beklemek gerekiyor.

***


Önümüzdeki üç yılın siyasi haritasının ana hatları böyle, ama gerek AKP içindeki gerekse ülke boyutundaki “çatışma alanları” üzerinde çok fazla soru var. Şu anda bu soruların başında da AKP’nin ve Başbakan’ın bütün bu süreci bir “gerilim-müdahale” düzeni içinde mi, demokratik uzlaşma boyutunu öne çıkararak mı yürüteceği sorusu yer alıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR