Her doğum sancılı olur. Türkiye'nin Avrupa yolculuğunun en önemli aşaması da bir tür doğum gibi yaşandı, yaşanacak.
Bu olay Türkiye açısından bir "milat" olacaksa, Avrupa açısından da bir "milat" yaşanıyor.
Öncelikle bu doğumun anlamını iyice kavramak gerekiyor.
Doğan, bir bebektir. Büyüyecektir. Daha bugünden başlayarak bebeğe yetişkin muamelesi yapılamaz, bu bebekten bir yetişkinden beklenenler beklenemez.
Doğumun çok sancılı olması, sevinci bir ölçüde "kursakta" bıraktı. Şenlikten çok "savaştan çıkmış gibi" bir yorgunlukla karşı karşıyayız.
Bu doğumun gerçekleşmesini istemeyenler, daha görüşmeler sürerken televizyona çıkıp parmak salladı. Böyle önemli bir günün arefesinde miting yapanlar da nasıl bir Türkiye istediklerini gösterdiler.
Şu andan itibaren üç tehlike sürekli olarak Türkiye'nin karşısına çıkacaktır.
* Bunlardan birincisi "yorgunluk"tur. Ankara, şu ana kadar yürütülen ağır çalışmaların ardından kendini yorgun hissedebilir, ama buna hakkı yoktur.
Boğmayalım, büyütelim
* İkinci tehlike, yukarıda da söylediğimiz, bebekten yetişkin tepkileri beklemektir. Unutulmamalı ki Avrupa Birliği'yle görüşmeler başladığında Türkiye'ye bir sihirli değnek dokunmayacak. Ekonomideki sorunlar devam ediyor. İnsanlar bir anda iş bulamayacak. Trafik bir anda düzelmeyecek. Türk halkı bundan sonra bebeğin büyümesini sabırla izlemek ve büyümesine katkıda bulunmak durumundadır.
* Üçüncü tehlike ise, dün ortaya çıkan ve bundan sonra ortaya çıkacak olan, ortaya gelen her metni didik didik ederek, sürekli olarak "Türkiye'nin aleyhine unsurlar" arayıp bulmak ve bunların üzerinde zıplamaktır.
Bunu yapacak olanlar da belli, Türkiye'deki Avrupa Birliği karşıtlarıdır.
Bunlar, ilk günden itibaren ellerine aldıkları her kağıdı, her konuşma metnini "hmmm" diye inceleyip kelimeler arasında "zayıflık" arayacaklardır. Sadece bugün değil, önümüzdeki yıllar boyunca da aramaya devam edeceklerdir.
Bu kabil faaliyetler zaman zaman kafaları karıştırabilir. Ekonomide kısa sürede değişiklik olmaması zaman zaman moralleri bozabilir. Bunlar da Ankara'da yorgunluğa yol açabilir. Ve bütün bunların üstesinden gelmenin tek yolu da "esas" olanı gözden kaçırmamak, sürekli vurgulamaktır.
Türkiye çok önemli bir döneme girdi. Bu yolda yapılacak her engelleme, "kendi ayağına kurşun sıkmak" benzetmesiyle anlatılan her davranış, en ağır tanımıyla "vatana ihanet" sınıfına girer.
Üç tehlike
Her doğum sancılı olur. Türkiye'nin Avrupa yolculuğunun en önemli aşaması da bir tür doğum gibi yaşandı, yaşanacak
Haberin Devamı

