Üç sürükleyici roman

Bu haftaki ilk kitabımız travesti bir hafiyenin gündelikçi Kader’i aramasını nefes nefese anlatıyor. İkinci kitabımız klasik polisiye sevenler için adeta bir hazine... Sonuncusu ise bir Mimar Sinan hayranının İstanbul’u keşfini bizlerle paylaşıyor...

Haberin Devamı

Temizlikçi de kahraman olabilir

Mehmet Murat Somer’in hafiyesi bir travesti. Böyle bir hafiyeyle izlenen hikâyelerin de mizah dozu güçlü oluyor. Burçak “Kader’in Peşinde” macerasında bir gündelikçiyi, Kader’i arıyor. Arayışın önemli sahneleri Kader’in çalıştığı varlıklı kişilerin evlerinde yaşanıyor. Böyle evlerde yapılan soruşturmalar toplumun değişik kesimlerinden insanlarla karşılaşmayı sağlar. Böylece ortaya İstanbul’dan insan manzaraları çıkar. Kader de bu insanlardan biridir, çalıştığı evlerdeki ortamın çok uzağındaki bir ortamda yetişmiştir. Macerada bir DJ cinayeti girişimi de var. Hikâyenin bu bölümünde bir başka ilginç Türk hafiye, Remzi Ünal boy gösteriyor. Somer’in üslubundaki alaycı ton, her macerayı keyifle okunur hale getiriyor. Hafiye Burçak’ın özellikleri de her sahneye kendiliğinden bir mizah dozu katıyor. “Kader’in Peşinde” yazarın Hop-Çiki-Yaya adını verdiği kitaplarının yedincisi. Bu romanları okumaya hangisinden olsa başlanabilir, ama ilkinden, “Peygamber Cinayetleri”nden başlamak, yazarın ve baş kişisinin gelişimini izlemek açısından daha zevkli olabilir.


İskoçya’dan bir teyze

Val McDermid İskoçyalı, Büyük Britanya Adası’nda Agahta Christie ile hayat bulan “cinayet kraliçeleri”nin sonuncularından. McDermid’in romanları bu İngiliz geleneğinin örnekleri arasında yer alıyor. Karakterler iyi işlenmiş, olay yoğunluğu ise izleyebilmek için okuyucunun çabasını da gerektiriyor. “Kara Dövme” yazarın Türkçeye çevrilen son romanı, göller bölgesinde geçiyor, İngiltere tarihinin bazı karanlık sayfaları da bugünkü maceranın fonunu oluşturuyor. McDermid, “klasik” denebilecek polisiye roman tarzına uygun olarak yazıyor. Her kişinin, her olayın, her cümlenin, kitabın bütünü açısından bir anlamı var. Yazar hiçbir ayrıntıyı kitaba “aklına estiği” için koymamış. Klasik polisiye sevenler için Val McDermid’in bütün romanları hazine gibidir. “Kara Dövme” McDermid’i sevmek ve bağlanmak için iyi bir başlangıç olacaktır.

Rusya’dan Sinan’a doğru

Mimar Sinan’ın Ermeni asıllı olduğunu hatırlatanlardan hoşlanılmaz. Gleb Şulpyakov’un “Sinan’ın Kitabı”nın kahramanı, Sinan’ın peşinden İstanbul’a geliyor. Hem Sinan’la hem başkalarıyla yeni ilişkiler kuruyor, değişik bir hayat macerasının içine dalıyor. Sinan’ı sadece İstanbul’da değil, eserleriyle var olduğu başka şehirlerde de izliyor. Kahramanımız çok sıkı bir Sinan hayranı ve Sinan’ın soluduğu her havayı solumak, bastığı her karış toprağa basmak ister. Yazarın Türkiye’yi sevdiği ve büyük tarihî varlıklarından çok etkilendiği kitabının başından anlaşılıyor. Soyadını ezberlemekte zorlanacağımız bu genç Rus yazarın ortaya böyle bir roman çıkarmış olması ilginç. Gleb’in çok boyutlu bir sanatçı olduğu kitaptaki tanıtımda anlatılıyor. “Sinan’ın Kitabı”ndaki güçlü kültür birikimine de bu tanıtım açıklık getiriyor. Mimar Sinan’ı biraz daha anlamak isteyenler bu romanı okuyunca bir yabancı gözün bize ve tarihimize bakışından da etkilenecektir. Bu arada kitapta başka aşklar olduğunu da belirtelim.

DİĞER YENİ YAZILAR