Üç dönem

Metin Akpınar, televizyonda (aşağı yukarı) şöyle dedi: "İnsan hayatı üç adet 20 yıldır. Birinci yirmi yılın nasıl geçtiği anlaşılmaz, insanları öğrenirken, kendini öğrenirken geçer gider

Haberin Devamı

Metin Akpınar, televizyonda (aşağı yukarı) şöyle dedi: "İnsan hayatı üç adet 20 yıldır. Birinci yirmi yılın nasıl geçtiği anlaşılmaz, insanları öğrenirken, kendini öğrenirken geçer gider. İkinci yirmi yıl en zevklisi, en iyi kullanılması gereken 20 yıldır. En önemli şeyler bu yirmi yılda olur. Çok öğrenilir, çok üretilir. Üçüncü yirmi yılın ilk on yılı (40-50 yaş arası) insan kendi fiziğini öğrenir: Karaciğer nerede, böbrek nerede, kalp nerede? Ve üçüncü dönemin ikinci on yılında bu organlardan biri insanı esir alır."

Kaç cumartesi?..
Bu üç dönemin ilgi alanları, konsantrasyon konulan tümüyle farklı olduğuna göre aralarında iletişim olması güçtür. Ya da güç sanılabilir. Ama var. Savaş Dinçel'in de şöyle bir sözünü duydum: "Aynı sahneyi paylaşan iki sanatçı arasında yaş ve kuşak farkı olmaz. Aynı sahnede biri Kral Lear'i diğeri kızını oynadığı için eşittirler." Metin Akpınar, hayatını kendi hayatını gözden geçirirken biraz daha karamsar konuşmuş olabilir. Çünkü iki gün sonra da şunu söyledi: "Benim yaşanacak 520 cumartesi günüm var olsa olsa." Bu demektir ki Metin Akpınar 70'li yaşları bayağı aşmak umudundadır. (Keyifli olduğu zaman.)

Sanatın büyük dinamosu
Aşacaktır, çünkü Metin Akpınar'da sanatın büyük dinamosu yaşamaktadır. Jeanne Moreau da iki gün önce televizyonda "Ben 86 yaşındayım" derken öyle bir kahkaha atıyordu ki "dördüncü yirmi yıl"ın da kendi keyifleri olduğunu bundan güzel anlatamazdı.
Sanatın her türünün nasıl insana güç verdiğinin bir başka örneği dün Kerem Görsev'in TV8'deki caz programındaydı. Somer Soyata ve Durul Gence çaldılar, Erkut Taçkın ve arkadaşları söylediler. Onların "star" oldukları yıllarda ben lise öğrencisiydim. (Erkut Taçkın'ın imzalı fotoğrafı da hâlâ duruyor.)

Bir film, bir kitap...
Bugün ben 52 yaşındayım, onlar hâlâ star". Gerçek birer star. Sanat, edebiyat, müzik, tiyatro bütün yirmi yılları birbirine karıştırıyor, aralarındaki farkları yok ediyor; bu sanatların içinde olanlar ve izleyerek aynı duyarlılıkları paylaşanlar için... Bu "yirmi yıllar" meselesini biraz daha fazla ve birkaç boyutta düşünmek isteyenler için: Bir film: "Rus Gelin".
Bir kitap: Gülriz Sururi'den "Bir An Gelir".

DİĞER YENİ YAZILAR