Üç dava ve yargıya güven

Haberin Devamı

Kendilerinin de inanmadıkları lafları etmeye pek meraklı olan etkili ve yetkili zevatın ağzından düşürmediği cikletlerden birçoğu “yargıya güven” ile ilgilidir.

Önceki gün bütün kamuoyunun ilgilendiği üç olayın; iki cinayet ve bir katliamın duruşmaları vardı.

Bunlardan biri Hrant Dink cinayeti davasıydı. Ve ortaya çıktı ki cinayetle ilgili ihbarlar dosyaya çok sonradan girmiş.

Bu olayda, cinayet hazırlıklarını neredeyse bütün bir şehrin bildiği ama adaletin bir parçası olduğu varsayılan emniyetin kılının kıpırdamadığı çoktan öğrenilmişti. Şimdi de cinayet sonrası ihbarların dikkate alınmadığı anlaşıldı.

***


İkinci duruşma, Malatya’daki yayınevi katliamıydı. Bu katliamın sanıklarının konuşma tarzlarının korkunçluğu bir yana, şu da anlaşıldı ki, soruşturma sırasında kasıt kuşkusu veren savrukluklar yapılmış, deliller “karartılmış”tır.

Üçüncü duruşma da İzmir’de polisin “dur” uyarısına uymayan bir gencin polis kurşunuyla ölmesine ilişkindi. Bu olayda da genci öldüren merminin çıktığı silahın sahibi olan polis memuru, hakkında 25 yıl hapis cezası istenmesine rağmen tahliye edildi.

***


Bir tek gün içinde yapılan bu üç duruşmada olanlara, konuşulanlara bakıldığı zaman bu ülkede adalet duygusunun bu kadar zayıflamış olmasına şaşırmak mümkün değildir.

Biraz daha ileri gidersek; devletin, kamunun adaleti sağlamakla görevli, bütün vatandaşların güvenliğini sağlamakla yükümlü birimlerinin hiç de o havada olmadıklarını söyleyebiliriz.

Devletin en temel görevlerinden biri “adaleti sağlamak”tır. Adaleti sağlama görevini mahkemeler yerine getirir, ama onların bu görevi yerine getirebilmesi için de polis ve jandarma birimlerinin aynı sorumluluk duygusu ile çalışması şarttır.

Bu zincirin halkalarından herhangi biri eğilip büküldüğü zaman adalet yerine gelmez, bu ülkenin hiçbir vatandaşı da kendisini güvende hissetmez.

***


Devletin gerçek hayattaki işleyişiyle ilgili eleştiri getirenleri, herhangi bir kanun maddesiyle susturmak, sindirmek kolaydır. Ama devletin adaleti yerine getirmesini ve bütün vatandaşlarına güven vermesini sağlamak kolay değildir. Hele bizdeki gibi yılların yıpranmasından sonra koca bir sistemi tekrar ayaklarının üzerine oturtmak kolay değildir.

Bu ülkeyi yönetenler de onun için bu zor işe girişmezler, boş laflar ve hamasi nutuklarla durumu idare ederler. O zaman da katillere kahraman muamalesi yapılır, katliam kanıtları yok edilir, dur uyarısına uymayan herkes vurulup öldürülebilir.

DİĞER YENİ YAZILAR