İşsizlik rakamları dün açıklandı. Türkiye’de işsizlik en yüksek düzeye çıktı, gençler arasında işsizlik olağanüstü arttı, gençlerin iş bulma umudu da iyice yok olmaya yüz tuttu.
Başbakan herhalde bu rakamları görünce “en az üç çocuk yapın” sözünü hatırlamıştır.
En az üç çocuğun bugünkü Türkiye’de anlamı çok açık. İlköğretim öncesi eğitim neredeyse sıfıra yakın. Üç çocuğu olan bir kadının çalışmayı aklına bile getirmesi mümkün değil. Evinde oturacak, herhangi bir toplumsal faaliyeti olamayacak, sadece çocuklarına bakıp, televizyonlardaki kadın programlarını izleyecektir.
Bu gerçeğin ekonomik yüzü de işsizlik rakamlarındadır.
Aslında Türkiye’de işsizlik yukarıdaki görüntü dolayısıyla çok daha yüksektir. “Ev kadını” kavramı gelişmiş ekonomilerde artık kaybolmuş bir kavramdır. Aynı şekilde “sokak çocuğu” kavramı da yoktur.
Bu kavramlar bizimki gibi bir türlü gelişen ekonomiye geçemeyen ülkelere özgü kavramlar. İşsizlik istatistiklerinde, “iş aramayan” ev kadınları işsiz olarak görünmediği için, iş aramayan ve üç çocuk yapacağı günleri bekleyen genç kızlar işsiz olarak görünmediği için işsizlik daha çok bir “erkek” kavramı.
Başbakan, dinsel kaynaklı duygularla “en az üç çocuk yapın” derken bunları aklına getirmemiş olabilir. Ama siyasi iktidarların en önde gelen görevlerinden biri, toplumun bütün bireylerinin düzgün bir hayata sahip olmasının ekonomik ve toplumsal koşullarını sağlamaktır.
Eğitimsiz, biraz eğitim almış olsa bile iş bulma umudu sıfıra yakın, düzgün bir toplumsal hayat imkânına ulaşamayacağına inanmış milyonlarca genç insanın yaşadığı bir ülkede her türlü suçun tavana vurması kaçınılmazdır. İşte Türkiye’de gerçek budur.
Bütün genç insanların düzgün eğitim almasını sağlamakla yükümlü olan siyasi iktidar, bütün genç insanların geleceğe olan umutlarını yaşatmakla yükümlü olan siyasi iktidar, bütün genç insanları işsiz bırakmamakla yükümlü olan siyasi iktidar sahipleri bunları unutup köy-kasaba filozofu edasıyla “en az üç çocuk yapın” diye ısrar ediyorsa kendi misyonuyla ilgili yanlış bilgilere sahip demektir.
Milyonlarca genç insanın geleceğe ilişkin umutları her gün biraz daha sönerken tüm toplumun geleceğine ilişkin umutları yaşatmak da çok zordur.

