Türkiye'nin zincirleri

Üç dev zincir, Türkiye'nin elini ayağını sıkı sıkıya bağlamış durumdadır. Bu nedenle, Türkiye'de hangi tür yönetim olursa olsun, hangi eğilimde yönetim olursa olsun Irak savaşı konusunda "ön diplomatik oyunlar" dışında farklı bir tavır alması mümkün değildir

Haberin Devamı

Üç dev zincir, Türkiye'nin elini ayağını sıkı sıkıya bağlamış durumdadır. Bu nedenle, Türkiye'de hangi tür yönetim olursa olsun, hangi eğilimde yönetim olursa olsun Irak savaşı konusunda "ön diplomatik oyunlar" dışında farklı bir tavır alması mümkün değildir. Birinci zincir ekonomidir. Türkiye borçlarını ancak çevirebilen, bütçesinin en büyük bölümünü borçlarının faizine ayıran bir ülke olmuştur. Ekonominin en azından bu şekilde devam edebilmesi, daha sonra yeniden gelişme umutlarının yaşayabilmesi, tümüyle Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası ile "iyi ilişkiler e bağlıdır. Bu iki kuruluşun da Amerikan yönetiminin, denetimi demesek de "çok büyük etkisi" altında oldukları bilinmektedir. IMF ve Dünya Bankası'nın borç çevirme düzeninin devamını sağlayan desteklerini çekmeleri durumunda Türkiye'nin köşesinden döndüğü "Arjantin krizi" nin daha da ağırına yakalanması birkaç hafta meselesidir. Bu zinciri Türkiye'nin ayağına ne Amerikan yönetimi, ne IMF yöneticileri zorla bağlamıştır. Bu dev zincir Türkiye'yi kötü yönetenlerin; geçen dönemin DSP-MHP-ANAP hükümetinin, ondan önceki ANAP-DSP-DYP vs. hükümetlerinin yetersizlikleri ve basiretsizlikleriyle Türkiye'nin eline ayağına takılmıştır.

"Kürt sorunu" olmasaydı...
İkinci zincir Kuzey Irak'tır. Türkiye Kuzey Irak'ta bir federe ya da bağımsız Kürt devleti oluşmasını istememektedir. İstememektedir çünkü böyle bir devletin Türkiye'nin güvenliği açısından sorun olacağına inanmaktadır. Türkiye'nin basiretsiz ve dar görüşlü yöneticileri, Türkiye'nin "Kürt meselesi"ni halledemedikleri için, Türkiye'deki Kürt vatandaşların bir bölümünün bölücü terör tarafından ele geçirilmesine izin verdikleri için bir zincir daha ülkemizin elini kolunu bağlamaktadır. Eğer ABD yönetimi, Türkiye'nin yer almadığı bir savaş stratejisi geliştirirse, bu stratejinin önemli bir parçasının da Kuzey Irak'taki "yeni oluşum" olacağı kesindir. Türkiye'nin rol almadığı gelişmeler içinde Amerikan yönetiminin de Kuzey Irak'ta tümüyle "serbest" hareket edeceğinden kuşku duymamak gerekir. Kürt meselesiyle değişik büyük güçlerin "oynamış" olmaları, bölücü terörün döktüğü kan mazeret olarak kullanılmış ve Türkiye'nin Kürt sorunu çözülmemiş olduğu için Kuzey Irak ikinci zincir olarak Türkiye'nin eline ayağına bağlanmıştır.

Kıbrıs sorunu çözülseydi...
Üçüncü zincir Kıbrıs'tır. Kıbrıs Rum kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Avrupa Birliği üyeliğine "çeyrek" kalmıştır. Türkiye Kıbrıs'ta giderek daha sıkıntılı bir döneme girmektedir. Çünkü Kıbrıs'ta çözüm istemeyen Rum tarafı, Kıbrıs Cumhuriyeti olduğunu bir kez daha büyük siyasi ve ekonomik destekle tescil ettirecektir. Çözüm olmadığında, Türk tarafının çıkarlarını savunmak diye bir mesele de kalmayacaktır. ABD'nin de açık bir tavır alması durumunda Kuzey Kıbrıs bütün dünya için "Türklerin işgali altındaki toprak" olacaktır. Bu duruma gelindiği andan itibaren de Türkiye sürekli geri çekilme durumunda kalacaktır. Kıbrıs'ı Türkiye'nin ayağına zincir olarak takanlar 30 yıldır statükoyu korumayı başarı diye takdim eden, Türk toplumunu geri bırakan ve uluslararası düzeyde hiçbir başarı sağlayamamış yöneticilerdir. Bu üç zincirle kendi ellerimizi ayaklarımızı bağlayanlar ufuksuz, basiretsiz yöneticilerimizdir. Bugünkü hükümeti ABD' nin yanında, ABD'nin istediği gibi yer aldığı için eleştirmek büyük haksızlık olur.

DİĞER YENİ YAZILAR