Türkiye'nin rolü

Dışişleri Bakanı Gül'ün İsrail ve Filistin ziyareti, ileriye dönük önemli yansımaları olabilecek bir gezidir. İki günlük görüşmeler ve sonrasında yapılan açıklamalar Türkiye'nin, Ortadoğu'nun en kritik sorununda etkin rol oynayabileceğini gösteriyor

Haberin Devamı

Dışişleri Bakanı Gül'ün İsrail ve Filistin ziyareti, ileriye dönük önemli yansımaları olabilecek bir gezidir. İki günlük görüşmeler ve sonrasında yapılan açıklamalar Türkiye'nin, Ortadoğu'nun en kritik sorununda etkin rol oynayabileceğini gösteriyor.

Böyle bir rolü hem İsrail'in hem de Filistin'in kabul edebileceği anlaşılıyor. Ancak bu rolün hayata geçirilmesi ve öncelikle "yol haritası" denilen bir barış sürecinin başlaması için iki taraf da ortaya bir açık irade koymalıdır.

* Arabuluculuk görevi, her zaman arabulucuya önemli etkinlik sağlar ama aynı zamanda da "tehlikeli" bir görevdir. Dengeler herhangi bir şekilde bozulduğunda arabulucu "taraf" haline düşer ve diğer tarafın düşmanı oluverir.

Türkiye'nin, İsrail'e eşit tavır almasının önünde iki önemli engel bulunuyor.

* Birincisi, Türk kamuoyu büyük bir ağırlıkla "Filistin davası"nın yanında yer alıyor.

* İkincisi, İsrail'in karşısında Arap ve diğer Müslüman ülkelerin tümü bulunuyor.

Böyle bir dengede oyunun gerektiği gibi oynanması çok güç. Çünkü Filistin meselesinin diğer yanına Irak savaşı oturdu. Arap ve Müslüman dünyası bu iki sorunu tek bir sorun olarak görüyor.

Filistin sorunundaki her gelişmenin Irak savaşını etkilemesi de kaçınılmaz. Kaldı ki bugünkü koşullarda Filistinli liderlerin daha "ılımlı" ve "uzlaşmacı" bir yola yönelmeleri de son derece zor.

Sorunun esası değişmedi
ABD yönetimi bugünkü Ortadoğu politikasını sürdürdükçe bir "konuşma" ortamına geçilmesi bile neredeyse bir hayaldir. Amerikan yönetimi Irak savaşını başlatarak ve Irak'ı büyük bir savaş alanına çevirerek Ortadoğu'daki bütün olumlu gelişmelere kilit vurmuş durumdadır.

İslam dünyasının Vietnam'ı uzun süredir Filistin'di. Şimdi İslam dünyasının iki Vietnam'ı oldu. Irak da Filistin'in yanına eklendi.

Bu koşullarda ve savaş gerilimi içinde arabulucu olmanın sınırları da fazla geniş olamaz. Şu anda bu sınırlar "insani" destek çerçevesi içinde kalıyor. Bunun fazla ötesinde rol ve işlev hayal etmenin de fazla anlamı yok.

Dışişleri Bakanı Gül'ün İsrail ve Filistin'de yaptığı görüşmelerde ve bunları izleyen konuşmalarda Türkiye'nin oynayabileceği rollere ilişkin iyimser görüşler dile getirilmiş olabilir. Ancak sorunun esası hâlâ Türkiye'nin bu batağa dalmakta çok dikkatli olması gerektiğidir.

DİĞER YENİ YAZILAR