Türkiye senaryoları

Haberin Devamı

Son günlerde, Amerika kaynaklı değişik Türkiye senaryoları duyulmaya başlandı. Aralarında en “kaba” olanı, Türkiye’yi yine “ılımlı İslam” hattına koyan senaryo. Bunu yazanlar, Avrupa Birliği üyeliğinin gerçekleşmeyeceği, Türkiye’nin daha uzun süre “iki dünya arasında” kalacağı varsayımından yola çıkıyor.

Onlara göre Türkiye’nin 2025 yılına kadar “Avrupa birliği standartlarına ulaşması ve tam üyeliği mümkün görünmüyor.”

Aslında bu, Türkiye’nin “zayıf kalması” senaryosudur. Ve tabii Türkiye’nin iç dinamikleriyle ilgili karamsar unsurlara dayanıyor.

***

Amerika’nın meşhur CIA’inin üst düzey yöneticilerinden ve hem bölgeyi hem de Türkiye’yi iyi bilen analistlerden Graham Fuller daha farklı ve “iyimser” bir senaryoyu gündeme getirdi.

Fuller şöyle diyor: “Türkiye Kürt sorunu tarafından rehin alınmış durumda. Mutsuz bir Diyarbakır Türkiye’yi bölgede güçsüz hale getirir ve Kürt sorununu manipüle etmek isteyen düşmanlarının yönelimlerine karşı daha savunmasız kılar. Bu, Türkiye’nin Irak, İran ve Suriye ile ilişkilerinde elini bağlayan bir unsur olur. Ancak mutlu bir Diyarbakır, Türkiye’nin dış siyasetinde kullanabileceği çok önemli bir araç olacaktır...

Türkiye, kendi Kürt sorununu çözebilirse, bölgede daha güçlü olabilecek ve o zaman İran, Irak ve Suriye’nin kendi Kürt nüfuslarından korkması gerekecek. Çünkü o zaman Türkiye Kürt konusunda söz hakkını ele geçirecektir...” (Kaynak: Anka Ajansı)

Fuller’ın senaryosu Amerika’dan gelen senaryolar arasında en “iyimser” olanı. Bu senaryonun içinde kuşkusuz AB unsuru da bulunuyor, çünkü “çözüm” dendiğinde “demokrasi” denilmiş oluyor.

Türkiye’nin aslında bölgenin hem toplumsal hem ekonomik açıdan en büyük ülkesi olduğunu ABD görüyor, Avrupa ise bazen görüyor bazen unutuyor.

***

Obama yönetiminin Washington’a getireceği yeni politikalar, Orta Doğu için yeni süreçlerin açılması anlamına geliyor.

Fuller, kendi “iç temizliği”ni yapmış Türkiye’nin bölgenin en önemli, hatta belirleyici gücü olabileceğini çok açık söylüyor. Ankara, Fuller’ın getirdiği bakış açısını ıskalama konusunda bugüne kadar çok becerikli davrandı. Ama en basit deyişle artık “yumurta kapıya dayandı.” AKP hükümeti bu açıyı fark eder gibi yaptı, sonra hızla uzaklaştı. İşin kötüsü, Ankara’daki “diğer güçler” de hâlâ bu açıya uzak durmaya devam ediyor.

Amerikan kaynaklı senaryolar iki seçenek gösteriyor: Ya ılımlı İslam’a sıkışmış yarım demokratik Türkiye ya da demokratik gelişimini tamamlamış ve en büyük sorununu çözmüş güçlü Türkiye.

Seçmesi hiç de zor değil.

DİĞER YENİ YAZILAR