“Türkiye halkı” açılımı

Haberin Devamı

Çok eski zamanlarda değil, daha 15-20 yıl önce “Türkiye halkı” diyenin bölücülük yaptığına inanılır, bunların birçoğu da hâkim önüne yollanırdı. O zamanlar ülkemizin bölünme alanlarından biri de buydu, “Türk halkı” diyenler bir tarafta “Türkiye halkı” diyenler diğer taraftaydı. “Türk halkı” diyenler için “Kürt” diye bir şey de yoktu, “Türkiye halkı” diye konuşanlar, korka korka “Kürt vardır” demeye çalışıyordu.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, dün geniş katılımla izlenen konuşmasında “Türkiye halkı” demenin daha doğru olduğunu söyledi, defalarca “Kürt kimliği” dedi.
“Kürt” kelimesini kullandı diye, “Türkiye halkı” dedi diye mahkemelerde sürünenler TV’de Orgeneral Başbuğ’u izlerken herhalde çok fena olmuşlardır...


Genelkurmay Başkanı’nın konuşması aslında çok net mesajlardan oluşuyordu. Tabii ki mesajların “ana”sı Silahlı Kuvvetler’in “demokratik-laik-çoğulcu” cumhuriyete bağlılığıydı. Konuşmadaki “demokrasi” ve “çoğulculuk” vurguları belli ki özellikle yerleştirilmişti.
Orgeneral Başbuğ’un laiklik bölümündeki açık bir tavrı da “öncelikle bir ekonomik güç olmaya, daha sonra da sosyo-politik yaşamı biçimlendirmeye çalışan” cemaatlere ilişkindi. Bu cümle belli ki “Fethullah Gülen” cemaatini tarif ediyor. Genelkurmay Başkanı bu tür cemaatlerle “hukuk kuralları içinde, sonuna kadar” mücadele edileceğini de açık olarak söyledi.


Orgeneral Başbuğ’un terörle ilgili konulardan söz ederken kurduğu bir cümle de dikkat çekti: “Devlet dağ kadrosunun örgütten ayrılmasını sağlayacak şekilde, mevcut yasal düzenlemelerin daha iyi şekilde uygulanabilmesini sağlamak için bazı değişiklikler yapmalıdır.”
Bu cümle “af” için bir yeşil ışık gibi de görülebilir.
Etnik meseleler, Kürt meselesi ile ilgili olarak Orgeneral Başbuğ’un birçok yargısı, özellikle cumhuriyet döneminde azınlıklarla ilgili politikalar konusu tartışmaya çok açıktır. Ancak bu alanda yeni politikalar oluşturulması gerektiğinin söylenmesi önemlidir.
Yine de Türkiye’de “azınlıkların durumu” ve “herkesin eşitliği” konularında yorum yaparken hatırlanması gereken bir gerçek vardır: Genelkurmay Başkanı Eliot Cohen adlı bir yazardan alıntı yaptı; Türk Ordusu’nda bugün “Kohen” soyadlı bir subay yoktur, daha önce de olmamıştır, Artin çavuş da yoktur, Yorgo yüzbaşı da olmamıştır. Buna karşılık “yanlışlıkla” çavuş yapılmış olanların rütbesinin hemen alındığının örneği çoktur, bunlardan biri de rahmetli Hrant Dink’tir.
Sonuçta Orgeneral Başbuğ’un dünkü konuşması “Türkiye halkı” açılımıyla demokrasi tarihine bir katkı olarak görülmelidir.

Bir gazetecilik notu

Gazeteci, gazeteci unvanıyla gittiği bir toplantıda ayağa kalkmak, konuşmacıyı alkışlamak durumunda değildir. Sadece ülkesinin Cumhurbaşkanı “ayağa kalkma” konusunda tek istisnadır, çünkü o kişi ülkesini, devletini temsil etmektedir. Amerikalı gazeteciler ve birçok Avrupalı gazeteci, gazetecinin devlet başkanı için de ayağa kalkmaması gerektiği görüşündedir.
Amerikalılar hiç kimse için ayağa kalkmaz. Bu ayrı bir konu. Dün, Harp Akademileri salonunda Orgeneral Başbuğ’un salona girişinde ve çıkışında bazı gazetecilerin ayağa kalktığını, bazılarının da konuşmanın sonunda alkışladığını görünce bu konuya değinmek gerektiğini düşündük.


DİĞER YENİ YAZILAR