Türkçemiz çok güzel, çok zengin. Sağlam bir dil olduğu için de etkilendiği dillerin altında ezilmemiş; tam tersine, sürekli zenginleşmiş. Ama aynı hâlin çok küçük farklarını ayırt etmeyi sağlayan onlarca kelimenin yan yana yaşadığı dilimizi kullanmakta doğrusu oldukça zayıf kalıyoruz...
Türkçemizde, toplumumuzun yarattığı bazı kelimeler var ki, yaygın dillerde vurgusu onlar kadar güçlü kelimeler pek bulunmuyor.
Örneğin “şerefsiz“.
Arapça “şeref“in günümüz Türkçesindeki karşılığı, Fransızcadan gelme “onur“ sözcüğü. Ama birisi için “onursuz“ dediğinizde vurgusu “şerefsiz”deki kadar güçlü olmuyor.
Belki “Şe“ sesinin getirdiği bir güçtür bu. Ama kavramın kendisi de zaten çok güçlü. “Şerefsiz“ tanımı içine öyle çok şey girer ki, “şerefsizlik“ koca bir dağ ya da bir çöp yığını olarak gözümüzün önünde dikiliverir.
“Şerefsiz“in içinde yalancılık vardır. Kendi küçük çıkarını her şeyin, başta şerefinin üstünde tutmak vardır. Kendini başka birisi gibi yutturmaya çalışmak vardır. Başkalarını aptal kendini akıllı sanmak vardır.
Ama kapsamında belli bir kurnazlık da olduğu için “şerefsiz” aslında kendi durumunun farkındadır. Bu yüzden en yakın çevresi de dâhil, sürekli olarak kendisini doğrulatmaya çalışır. Bir yerden girer, olmazsa başka bir yerden girer. Onun için önemli olan üç beş, ne bulduysa o kadar onay alabilmektir.
“Adam satmak“ fiili “şerefsiz”in en sürekli, vazgeçilmez icraatlarından biridir. Her durumda kendi çıkarını tartar; yakın uzak, güçlü güçsüz ayırmadan gerektiği kadar adam satar. Arkadan vurmak, pusu kurmak onun hayat anlayışının vazgeçilmezlerindendir. Hep korktuğu için de her ne pahasına olursa olsun kendisini koruma ihtiyacı içindedir.
Türkçemizdeki “Şe“ sesiyle güçlenmiş kelimelerden bir başkası da, bit yavrusu anlamına da gelen “yavşak“tır.
“Şerefsiz” gibi bu sözcüğün de yaygın dillerde aynı güçteki karşılığı pek bilinmiyor. Bu dillere vakıf olanlar yakın güçteki bazı kelimelerden söz edebilirler ama o kelimelerin “yavşak“taki kadar güçlü bir vurgu taşıması zordur.
Yavşak,” hayatta kalabilmek, bir şey olabilmek için tek faaliyet olarak “yavşama“yı seçmiştir.
“Şerefsiz” ihtiyaç gördüğü zaman “yavşar”, ama yavşak” hep “yavşama” hâlindedir.
Bu iki kelimenin Türkçemizde böyle bütün güçleriyle bulunuyor olması, doğrusu bu nitelemeleri hak etmiş olanların sayısının kabarıklığıyla ilgilidir.
Yine de bu sözcükler öyle savrukça bol bol değil, hatta kafa karışıklığı yaratmamak için çok az kullanılmalıdır.

