Türk bayrağı ile Hamas’ın yeşil bayrakları

Haberin Devamı


İki gündür hep birlikte meşgul olduğumuz Davos olayı üzerine fikir yürütmek için yakın geçmişten bir olay hatırlatalım.

Mesut Yılmaz başbakan olduğu sırada, Türkiye’nin Avrupa Birliği ilişkileri üzerine Almanya Başbakanı ile yaptığı görüşmede, sert bir tepki gösterip toplantıyı terk etmişti. Bu fevri hareketin verdiği zararların giderilmesi yıllar aldı. Bugünkü Başbakan’ın “monşerler” diye aşağıladığı Dışişleri mensupları neredeyse yıllarca bu fevri tepkinin onarımı için çalıştı.

***


Tayyip Erdoğan’ın, önceki günkü fevri davranışı ve bir ülkenin cumhurbaşkanına “sen” diye hitap etmesinin pek açıklanır bir yanı yoktur.

Hele bunu açıklamak için “milli” kelimesini kullanmak o kelimeyi de ucuzlatmak olur.

Bir başbakan böyle önemli bir toplantıya katılmayı kabul etmeden önce, belli düzeyde temaslar yapılır, toplantının süresi, konuşmaların süreleri ve değinilecek konular üzerine belli bir uzlaşma sağlanır. Böylece önceki gece tanık olduğumuz gibi durumların yaşanmasına yol açılmamış olur. Dün, akşam saatlerinde Erdoğan’ın bir danışmanı böyle bir düzenlemenin yapıldığını ancak moderatörün düzenlemeye uymadığını açıkladı. Böyle bir durumda da yapılması gereken, moderatörü zamanında uyarmaktır, kavga çıkarmak değil...

Olaydaki önemli bir başka ciddiyetsizlik örneği de Peres’in Erdoğan’a telefonuyla ilgilidir. Perez’in telefonu medyaya hemen “özür” telefonu olarak bildirildi.

Oysa o telefon, önemli bir siyasi tedbirdi.

Kendisine “sen” diye hitap edilen cumhurbaşkanı bunu kişisel mesele yapmamış ve olayı büyütmemesi, onarımı çok daha zor durumlara götürmemesi için Erdoğan’ı “sakinleştirme” telefonu etmişti.

***


Başbakan’ın “kazı çevirme” faaliyetleri içerisinde tekrarladığı bir başka “ayıp” daha var. Türkiye Cumhuriyeti’nin diplomatlarını hele o ülkenin Başbakanı’nın “monşer” diyerek aşağılama hakkı yoktur.

Başbakan “benim bakanım”, “benim temsilcim” ifadelerini kullanmayı pek seviyor. Dışişleri mensupları da “onun diplomatları”dır ve en az onun kadar ülke çıkarları için çalışırlar.

Başbakan’ın Gazze meselesini şahsi bir mesele olarak almasının yanlışlığı üzerinde duruyorduk. Oysa mesele “şahsi” değilmiş, bir “aile meselesi ymiş. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın eşi, bir başka ülkenin cumhurbaşkanının konuşması hakkında açıkça yorum yapmış, kameralara ağlayarak “hepsi yalan” demiştir. Böyle bir olayın benzerini biz duymadık.

***


Erdoğan’ın daha önceki konuşmalarında, son olarak da Davos’ta yaptığı konuşmada Hamas yanlısı bir tavır içinde görünmesinin yaratacağı zararlar da defalarca söylenmişti.

Dün Gazze’de bir gösteri yapıldı. Hamas’ın yeşil bayrakları ile Türk bayrakları yan yana taşındı, sallandı. Bu görüntünün anlamını herkes bir kez daha düşünmelidir.


DİĞER YENİ YAZILAR