Ankara bu kez de AKP hükümetinin görevde olduğu sırada "türbülans"a girdi. Tabii ki Ankara her türbülansa girdiğinde bütün ülke fena halde sallanır. Mart ayına gelindiği halde IMF ile yürüyen görüşmeler nedeniyle bir türlü bütçe çıkarılamıyordu. Bunun nedeni IMF'den taviz alarak halkın üzerindeki bazı yüklerin hafifletilmesinin yollarının aranmasıydı. ABD yönetiminin, savaşta uğrayacağı zararlara karşılık Türkiye'ye bağış ya da kredi olarak bazı ödemeler yapmayı kabul etmesi en azından bu bütçeyi rahatlatacak ve borç düzeninin yürümesini sağlayacaktı. Hükümete yetki veren tezkerenin Meclis'te kabul edilmemesi Türkiye'nin bu paraları almaması sonucunu getiriyor.
"Savaşa 'hayır' diyorsanız..."
O zaman hükümet de tek yapabileceği şeyi yaptı. "Verginin tabana yayılması", "vergi adaleti" gibi sözlerini anında unutuverdi. Ve zaten yakalamış olduğu insanlardan biraz daha fazla vergi alma yoluna gitti. Ekonomistler bu hesapları yapıyor, Türk halkının sırtına binen yeni yükleri hesaplıyor. Dünyanın en yüksek otomobil vergilerinin alındığı Türkiye'de araç sahiplerine bir vergi daha getirilmesi, kaçınılması mümkün olmayan emlak vergisinin bir kez daha alınması hayatını zar zor devam ettiren orta sınıfı biraz daha yoksullaştıracak kararlardır. Akaryakıt fiyatlarında da durum farklı değildir, Türk vatandaşları dünyanın en pahalı yakıtlarını kullanmaktadır. Türk halkına verem gösterilmiş ve sıtmaya razı olması istenmiştir. Madem ki savaşa hayır diyorsunuz açıkları ödersiniz! Denklem bu kadar basittir. Ama aynı zamanda Türkiye'nin çaresizliklerinin ağır bir sonucudur. AKP hükümeti göreve geldiği zaman herkesi umutlandıran vaatlerde bulundu. Bugün açıklanan bütçe ise bu vaatlerin herhangi birinin yerine getirilmesinin imkânsızlığını anlatan bir bütçedir.
Kim, nasıl ikna olacak?
Buna karşılık hükümet tekrar Amerikan tarafına dönerek bu türbülanstan çıkarılmayı isteyebilir... Ama bunun şartlarını da hükümet kendi eliyle ağırlaştırılmıştır. Önce halk ikna edilecek, sonra Meclis ikna edilecektir. Hükümet, türbülansa girdiği ilk andan beri en öndeki sözcüleriyle kendi çizgisi hakkında öyle kuşkular yaratmıştır ki, yeniden toparlanıp halkın önüne tutarlı bir program koyması da zorlaşmıştır. Amerika'ya "dönüş" konusunda ise...
Böyle bir türbülansta ilerlemeye çalışanların tekrar keskin bir dönüş yapabilmeleri çok zordur. Meclis Başkanı Arınç dün bir açıklama yaparak "partisine bağlılığını" bildirirken tezkerenin tekrar gündeme getirilmemesi için de hükümeti "uyarmıştır". Ankara kendi içinde eşgüdüm sorunlarını en kritik noktaya kadar çözemeyerek, halkı ve kendi tabanını ikna etmesi gerektiğini anlamayarak ve bunun yollarını hiç düşünmeyerek bütün yolları tıkamıştır. Böyle bir bütçeyi de ortaya çırararak "Tamam, veremden korktunuz, alın size sıtma" demenin eski yönetim tarzlarından hiçbir farkı yoktur.
Türbülans
Ankara bu kez de AKP hükümetinin görevde olduğu sırada "türbülans"a girdi. Tabii ki Ankara her türbülansa girdiğinde bütün ülke fena halde sallanır
Haberin Devamı

