Türbanlı sermaye

Haberin Devamı

Her siyasi iktidarın ilk merakı kendine bağlı sermaye ya da kendi zenginlerini yaratmaktır. Bu, hem iktidar duygusunun daha iyi yaşanmasını sağlar hem de bir tür geleceğe dönük güvence gibi algılanır. Siyasi iktidarlar böylece kendilerini daha “rahat” hissederler.
AKP’nin ikinci hükümet döneminde bu meseleye daha fazla ağırlık verdiğine ilişkin işaretler çoğalıyor.
Bir tür “türbanlı sermaye” yaratılıyor. Eşlerinin başları sıkıca kapalı, kendileri ince bıyıklı, toplumsal faaliyetlerde fazla görünmeyen, ama İstanbul dışındaki futbol kulüplerinde yavaş yavaş öne çıkmaya başlayan yeni bir sermaye kesimi varlığını göstermeye başladı.

***


Türkiye gerçek anlamda bir liberal ekonomi düzenine sahip değildir.
Devlet ya da onun gücünü kullanan siyasi iktidarlar ekonomik hayata kolayca müdahale etme imkânlarına sahiptir. “Devlet müteahhitliği” halen en kolay zenginleşme yolu. Yerel yönetimler de büyük bütçelerle çeşitli yatırımlar yaparken, bu yatırımların doğru olup olmadığının ötesinde, bir tercih sistemi de bütün yapıya hakim olmaya başladı.
Her türlü iş alanında, kamunun etkisi bulunan her ekonomik alanda eşi türbanlı, bıyığı uygun ve AKP’ye yakınlık görüntüsü veren iş insanlarına kolaylık sağlandığı herkes tarafından biliniyor, görülüyor.

***


Ancak siyasi iktidarların bu konumda oldukları sırada pek göremedikleri bir durum vardır. Siyasi iktidarın ayağı sürçtüğünde, kokuyu ilk olarak kendi yarattığı sermaye alır ve o günün “yükselen değeri”ni aramaya başlar.
CHP’nin tek parti döneminde yarattığı sermayenin önemli bir kesimi hızla DP’li olmuş, Özal’ın ANAP iktidarlarında yarattığı yeni zenginler de en hızlı şekilde Demirel’in yanına geçmişlerdir. Bugün AKP’nin, AKP iktidarının en yakınında duran ve bu sayede gelişme sağlayan sermaye de bu kuralın dışında kalamaz. AKP’nin ayağının sürçtüğünü gördüğü ilk anda yeni siyasi iktidar ihtimallerinin arayışına girecektir.
Ancak AKP’nin ekonomik hayatla ilişkisinde önceki siyasi iktidarların daha mahcupça yürüttükleri bir icraat da önem kazandı. İktidarın en tepesindekilerin en yakınları hiçbir eleştiriye aldırmadan ticari hayatta yer alıyor. AKP kendisine bağlı yeni zenginler yaratırken kendisine kan bağıyla bağlı zenginler yaratmayı da ağırlıklı bir faaliyet olarak sürdürüyor.
Siyasi iktidarlar, en güçlü oldukları dönemde birçok meselede “ben yaptım oldu” tavrına girer. Ama her zaman düşünmeleri gereken de bu siyasi iktidar sahipliğinin sonsuza kadar sürmeyeceğidir.

DİĞER YENİ YAZILAR