Türbanlı patlaması

Haberin Devamı

Türbanla ilgili söylenmedik pek az şey kaldı. Ama türbana taban tabana zıt iki bakış arasında herhangi bir uzlaşma sağlamak mümkün olmadı. Böyle bir uzlaşmayı kısa dönemde beklemek de hayaldir.

Konda araştırma şirketinin yaptığı ve ilk bölümü dün Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan araştırmanın sonuçları türban meselesinin toplumun bir kesimi tarafından algılanma ve kullanılma tarzının niteliğini tartışılmaz bir şekilde anlatıyor.

Dört yıl önceye göre türban kullanan kadınların sayısının dört kat artması, 500 binden 2 milyona çıkmasının anlamı üzerinde düşünmek gerek.

Bu “patlama”nın esas alanının ortaokul, lise ve üniversite mezunları olması meselenin bir kimlik savaşı olduğunu da gösteriyor. Ortaokul mezunu 100 kadından 22’si, lise mezunu 100 kadından 17’si, üniversite mezunu 100 kadından 12’si türban (baş örtüsü değil) kullanıyorsa ve bu sayı dört yılda dört kat artmışsa, savaşın ilk aşamasının geçmişe doğru bakanlar, kimliklerini geçmişte ve dinde arayanlar tarafından kazanıldığını gösteriyor.

***


Geçen dört yılda türban meselesi çok yoğun şekilde tartışıldı hem de her boyutuyla tartışıldı, ama sonuçta 18 yaşından büyük türbanlı kadın sayısı 500 binden 2 milyona çıktı.

Böyle bir artışın, türbanın bir siyasi mücadele aracı ve kimlik simgesi olarak bilindiği bir ortamda gerçekleşmesi, konunun yanlış tartışıldığının da kanıtıdır.

Tabii ki bu “patlama”nın gerçekleşmesinde AKP gibi türban konusunda tavrı belli olan bir partinin önemli bir çoğunlukla iktidar olması da ciddi bir etken olarak görülmelidir.

Orta ve üst orta gelir gruplarında da türban patlaması gerçekleşmesi meselenin çözümünde ekonominin asıl unsur olamayacağını göstermektedir.

Bu patlama aynı zamanda türban taraftarı kesimin üniversitelerde ve kamuda “türbanın” özgürlüğe ulaşacağına inandığını da gösteriyor.

Burada Cumhuriyetin en tepedeki üç koltuğundan ikisinde oturan siyasilerin eşlerinin başlarının sıkı sıkıya kapalı olmasının etkisi de vardır. Eşleri türbanlı siyasiler, bu makamlara gelmek için eşlerinin başlarını açtırmadıklarına göre er ya da geç “türbana özgürlük” meselesini çözeceklerdir.

Bu araştırma bir dört yıl sonra tekrarlandığında ortaya çıkacak sonucu tahmin etmek güç değil.



DİĞER YENİ YAZILAR