Türbana son nokta

Türban, bir siyasal sembol ve siyasal mücadele aracı olarak kullanılmaya başlandığı andan itibaren "sorun" oldu

Haberin Devamı

Bu konuda tartışabilmek ve "çözüm" aramak için önce bu gerçeği kabul etmek gerekir.

Siyasi İslam'ın Türkiye'de ortaya attığı en büyük yalanlardan biri "inançlı insanlara baskı yapılıyor" olmuştur. Türban da bu propaganda sisteminin bir aracı olarak kullanılmaya başlandığı andan itibaren siyasal çatışmanın ortasına itilmiştir.

Şu anda Türkiye'nin sokaklarında sadece türbanla değil kara çarşafla dolaşan insanlar da var. Kimsenin bunlara herhangi bir baskı yaptığı, üzerine saldırdığı görülmemiştir.

Buna karşılık giyimleri "açık" bulunan onlarca, yüzlerce genç insan hakarete ve saldırıya uğramıştır.

* Önce gerçekleri göreceğiz, sonra bunların üzerine "yarın"ı konuşacağız.

Temel, laikliktir
Anayasa Mahkemesi Başkanı dün anayasal açıdan ve hukuki açıdan türban meselesine son noktayı koydu.

Bugünkü laiklik anlayışının Anayasa ve yasalarda ifade edilen şekli, türbanın "kamusal" alana girmesini engelliyor.

Bu konuda yapılacak küçük hukuki cambazlıklar meselenin temeli açısından bir anlam taşımayacak. Çünkü sonuçta bu konuda yapılacak düzenleme eğer laikliği "delen" nitelikte ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olacaktır.

Şu anda durum bu ve nelerin yapılabileceği, nelerin yapılamayacağı da çok açık. Bu sorunu bazı AKP sözcülerinin sunmaya çalıştıkları gibi sadece bireysel özgürlük ve yasak kapsamında ele almak da mümkün değil.

Siyasilerin görevi
Siyasal İslam, türbanı Türkiye'de bir kriz yaratmak için kullanmış ve bunda başarılı olmuştur. Hatta bu sorun Avrupa'da Müslüman nüfusun yoğun olduğu ülkelere de taşınmıştır.

Bugünkü hukuksal ve toplumsal koşullar türban konusunda girişilecek her mücadelenin sonuçsuz kalmasına yol açacaktır.

Bu nedenle türbanı siyasi mücadele aracı olarak kullanmaya devam edenlerin ilk iş olarak bu sorunu gündemden çıkartmaları şarttır.

Meclis Başkanı ve Başbakan, Anayasa Mahkemesi Başkanı'na gösterdikleri tepkilerin ancak küçük bir azınlıktan "alkış" alacağını bilmek durumundadırlar.

Türk halkı türban konusunu bir kriz ve çatışma olarak yaşamak istemiyor. Bu doğrultuda davranmak da siyasilerin görevidir.

DİĞER YENİ YAZILAR