Türban tepeden geldi

Devlet protokolünün ikinci kişisi TBMM Başkanı'dır.

Haberin Devamı

Devlet protokolünün ikinci kişisi TBMM Başkanı'dır. Yıllardır bir yara haline getirilmiş olan türban meselesi dünden itibaren devletin ikinci kişisinin eşinin başında, tekrar gündemin ilk sırasına getirilmiştir.
AKP sözcüleri seçim kampanyası sırasında bu meselenin hassasiyeti dolayısıyla birinci mesele haline getirilemeyeceğini çeşitli kereler tekrar etmişlerdi. Seçim sonrasında da gerek Tayyip Erdoğan gerekse Abdullah Gül aynı yönde davranmışlardır.

"Namus borcu"
AKP yönetiminin getirdiği ve CHP tarafından da benimsenmiş olan açı, türban meselesinin öncelikle zamana bırakılması, sonra da toplumsal bir uzlaşma çerçevesinde çözülmesinin yollarının aranması şeklindeydi.
Bu bakış genel bir destek görmüş ve aranan toplumsal uzlaşma ilk aşamada sağlanmıştı.
TBMM Başkanı Bülent Arınç ise, seçim kampanyası sırasında türban meselesinin bir "namus borcu" olduğunu söylemiş, ama olaya iyimser bakmak isteyen herkes de bu "ton farkını" miting meydanının sıcaklığına vermişti.
Arınç'ın son "jesti" o sözlerinin miting heyecanının ötesinde anlam taşıdığını gösteriyor. Meclis Başkanı olarak Cumhurbaşkanı'nı uğurlarken türbanlı eşinin protokolün en ön sırasında yer alması kuşkusuz bilinçli bir tavrı göstermektedir.

Oyun devam ediyor
Türban meselesini, birkaç yıl önce "mesele" haline getirmek ve türbanlı gençleri militanlaştırmak için "siyasi İslam"ın sahneye koyduğu oyunun sona ermediği anlaşılmaktadır.
Türban olayının önyargı ve gerilimlerden uzak bir şekilde, rahat ve demokratik bir ruhla çözülmesi ancak iki tarafın da aynı duyguda birleşmesiyle mümkündür.
Bu duygunun özeti şudur:
Temel hak ve özgürlüklerin özümsenmesi, buna karşılık da bu hakların toplumda bölünmeye neden olacak şekilde kullanılmamasıdır.
Arınç, Meclis'in yeni başkanı olarak türban meselesini "erken gündeme alma" eğiliminde olduğunu gösterirken, yüzde 35'lik oy desteğinin kendisine bu "çıkış" hakkını sağladığını düşünüyor olmalıdır.

Kafa göstermek...
İstanbul taksici argosunda "kafa göstermek" diye bir deyim vardır. İki araç karşı karşıya gelir, ikisi de birbirine yol vermek istemez ve biri "kafa gösterir", yani hafif bir hamle yapar ve diğerinin geri çekilip yol vermesini bekler. Eğer diğer araç olgunlukla geri çekilirse "kafa gösteren" kazandığı "zafer"in keyfi içinde önden gider. Ama eğer diğer araç bu "kafa gösterme"ye kızar ve o da "kafa gösterirse" bu çekişme en olmayacak yerlere kadar gidebilir.
Bülent Arınç, Meclis Başkanı kimliğiyle "kafa göstermiştir". Aracın içinde bulunan ve aynı kaderi paylaşan insanlar ona, bu hareketinin yanlış ve anlamsız olduğunu anlatmak durumundadır. Çünkü Bülent Arınç'ın bugünkü makamı ve partisinin aldığı yüzde 35 oy ona "kafa gösterme" hakkı vermemektedir.
Bu tarz, beklenen toplumsal uzlaşmaya bir nebze katkıda bulunmaz, tam tersine uzlaşma ve hep birlikte rahatlama zamanını biraz daha erteler.

DİĞER YENİ YAZILAR