Türbanı siyasi İslam, bir dinsel-siyasal gösteri aracı ve sembolü haline getirmiştir. Türkiye'de hiçbir zaman sorun olmamış bir mesele böylece mesele yapılmıştır. Türban bu mantıkla kullanıldığı için de çoğunluk tarafından bir kılık kıyafet zorlamasının aracı olarak görülmekte ve haklı olarak kuşku yaratmaktadır. Türbanın kamu alanında, okulda, Meclis'te, işyerinde kullanılması için mücadele edenler; meseleyi bir vicdan özgürlüğü ve çağdaş demokrasi unsuru gibi kullananlar birçok soruya cevap verememektedir. En basiti, İslam dışında inançları olan insanların, örneğin bir Budistin Meclis'e kendi inancına uygun giyimle gelip gelemeyeceği sorusudur. Siyasi İslamın "türban savaşçıları" bu tür sorulara hiçbir zaman cevap vermemişlerdir.
Sorunun "mimarı"
AKP, seçim öncesinde bu konunun ülkenin büyük çoğunluğu tarafından siyasi-dini zorlama aracı olarak görüldüğünü fark edince meseleyi rafa kaldırmaya karar vermiştir. Ve türbanı gündemden çıkartmıştır. Türbanı gündeme sokan kişi Meclis Başkanı Bülent Arınç olmuştur. Arınç sadece türban meselesinde değil, başka siyasi ve toplumsal meselelerde de sürekli "İslami referanslar" getirmektedir. Arınç'ın Türkiye'de yüzde 10'luk bir kitlenin duygularını istismar ederek siyaset yapmaya çalıştığı ortadadır. 23 Nisan için yapılan kutlamaların da türban tartışmasıyla gerilmesi yine Arınç "sayesinde" olmuştur. Meclis Başkanı'nın hatta Cumhurbaşkanı'nın eşi türban takabilir. Ama türbanıyla resmi toplantılara katılamaz, bu toplantılara ev sahibeliği yapamaz. Türbanı "kamusal alan" ın en üst düzeyinde resmileştirme çabasının arkası Meclis'te çalışan kadınların türbanlılar arasından seçilmesi, bunun da arkası aynı şeyin Başbakanlık'ta yapılması ve hemen ardından diğer bakanlıkların aynı yola girmesidir. O zaman kendi isteğiyle türban takmayanlar da ortama uyabilmek için, "kötü gözle görülmemek" için türban takmaya başlarlar. Ve bu dalga böyle yürür gider. İran'da aynen böyle olmuştur. İran örneğini adım adım izlemiş olanların Arınç ve benzerlerinin zorlamalarına karşı çıkmamaları mümkün değildir.
Arınç seçimini yapmalı
Türkiye'de ilk kez bu kadar tartışmalı bir Meclis Başkanı görev yapmaktadır. Eğer Arınç Meclis Başkanlığı yerine "hizip siyaseti" yapmak, "siyasi İslam" ın çizgisini ön plana çıkaran bir siyaset izlemek istiyorsa Meclis Başkanlığı'nı bırakmak zorundadır. Türban meselesi, Arınç'in yaptığı zorlamalar ve sözde kurnazca hamleler ve mesajlarla çözülmez. Ama Arınç'ın derdinin, türban meselesinin toplumsal uzlaşma ve gerginlik yaratılmadan çözülmesi olmadığı bellidir. Arınç'ın tarzıyla, türban meselesi hep bir gerilim kaynağı olarak kalmaya mahkûmdur. Türban meselesinin nasıl çözüleceğini henüz bilmiyoruz, ama nasıl çözülmeyeceğini iyi biliyoruz.
Türban meselesi nasıl çözülmez?
Türbanı siyasi İslam, bir dinsel-siyasal gösteri aracı ve sembolü haline getirmiştir. Türkiye'de hiçbir zaman sorun olmamış bir mesele böylece mesele yapılmıştır
Haberin Devamı

