Haberin Devamı
Eski solcu yeni AKP’li ve yeni anayasa çalışmalarına katılan Prof. Zafer Üskül’ün söylediklerinden anlaşılması gereken, yeni anayasaya “türban özgürlüğü”nün, üniversitede “giyim özgürlüğü” şeklinde gireceği...
Siyasi İslam dışında, konuya sadece insanın temel özgürlükleri açısından bakanlar bunu olumlu bir gelişme olarak görüyor.
Prof. Üskül bir gerekçe olarak türbanlıların tapu dairelerine, mahkemelere, hatta karakollara böyle girdiklerini ve işlerini gördüklerini söylüyor.
Bu mantıklı görülebilir. Ama üniversitede türban serbest kaldığı zaman, bütün yüksek öğrenim kurumlarında “türbanlı cemaatler” oluşacaktır. Tapu dairelerinde, mahkeme ve karakollarda böyle bir durum tabii ki olmayacaktır.
Yüksek öğrenim kurumlarında “türbanlı cemaatler”in ortaya çıkmasının iki kaçınılmaz sonucu olacaktır. Aslında bunu da Türkiye’de yaşayan herkes biliyor. Bunlardan biri son dönemde “mahalle baskısı” adıyla anılan çevre baskısıdır.
Köyünden, kasabasından, Anadolu’dan büyük şehre üniversiteye gelmiş genç insanların bu çevre baskısı altında kalması son derece kolaydır. Ve yüksek öğretim kurumlarında oluşacak “türban cemaatleri” çevre baskısını kolaylıkla uygulayacaktır. Üniversiteye “yalnız” gelmiş genç insanların bu baskıya; çeşitli nedenlerle kolaylıkla boyun eğeceğini de herkes bilir. Üniversite yurtlarında kalmış olanlar da bilir. Bir odada, 5-6 kişi namaz kıldığı zaman diğer 2-3 kişi de kendilerini namaz kılmak zorunda hisseder.
Yüksek öğrenim kurumlarında “türbanlı cemaatler”in oluşması başka “cemaatler”in de ortaya çıkmasına yol açacaktır. Kalpaklı gençler de kendilerini tanımlayan işaretlerle cemaat haline gelecektir (ki bunun altyapısı çoktan oluşturulmuştur,) solcu gençler de kendilerini tanımlayan giyim tarzlarıyla ortaya çıkacaktır.
Bugün üniversiteye türbanın girmesiyle her kurumda ortaya çıkacak olan “türbanlı cemaatler”in tetikleyeceği diğer gelişmeleri göz önüne almadan, bunları göze almadan ve kaba bir özgürlük anlayışıyla atılacak bir adım ya saflıktan kaynaklanır ya da başka niyetlerden.
Eğer AKP’nin tepesi ve meseleye salt özgürlük açısından bakanlar “Her şeye rağmen türban serbest kalsın, zaman içinde herkes alışır” anlayışıyla hareket ederlerse, bütün sonuçlarının hesabını da vermek zorunda kalırlar.

