TRT’nin suçu

Haberin Devamı



Aslında bu suçu uzun süredir çok sayıdaki yayın kuruluşu işliyor. Rekabet adına, hızlı haber verme adına denetlenmemiş bilgileri vermek yaygın bir alışkanlığa dönüştü.

Sadece Ergenekon davası değil, birçok toplumsal olayda, siyasi gelişmede denetlenmemiş, doğrulanmamış bilgilerin en hızlı şekilde aktarılması “başarı” gibi görülür oldu. TRT’nin Tuncay Güney vukuatı da bu yanlışın son örneği.

Bu kişi daha önce onlarca televizyon kanalında canlı ya da banttan yayınlanan programlara çıktı. Söylediği her şey aktarıldı. Ama bunlar eleştiri konusu olmadı.

Yayıncı TRT olunca durum değişti. TRT yöneticileri de herhalde kendilerini aynı şekilde, “herkese konuştu” gerekçesiyle ve habercilik adına savunacaktır.

Ancak TRT, özerkliği kâğıt üzerinde bir “kamu” kuruluşudur. Kâr etmez, masrafını bile çıkaramaz, sürekli zarar eder, bu zararları da devlet karşılar. Nereden karşılar? Hepimizin verdiği vergilerden karşılar. Bu nedenle TRT’nin tartışmalı herhangi bir konuda “taraf” olmaya hakkı yoktur. Tabii bu da bugüne kadar kâğıt üzerinde kalmış, olmadığı halde varmış gibi davranılan bir “sözde” durumdan ibarettir.

***


TRT her dönemde siyasi iktidara yakın olmuş, yönetimine her zaman iktidara yakın kişiler getirilmiştir. Bu da çoktandır alışılmış bir durumdur. Çok sayıda özel yayın kuruluşunun ortaya çıkmasıyla TRT’nin azalan etkinliği nedeniyle de uzun süredir kimse bu konuyla ilgilenmiyor.

Tuncay Güney vakasıyla herkes, başta CHP olmak üzere TRT’nin “kamusal” niteliğini ve tarafsız olma zorunluluğunu hatırladı.

Bir olay olana kadar sorunları unutma, en kolay düzelebilecek konularda bile öylece bekleme alışkanlığımız devam ettiği için TRT konusu da usun süredir “rafta” duruyordu. Bu olay kapanınca, unutulunca da tekrar rafa kalkacaktır. Halkın ödediği vergilerle çalışan bir “kamu” kuruluşunun yayıncılığının nasıl olması gerektiği üzerinde de durulmayacaktır.

Tuncay Güney olayının yayıncılık açısından gündeme getirdiği bir sorun daha var. Bu da yayıncılığın hem gelişmiş hem de güçlü ilkelere sahip olduğu ülkelerde çok dikkatli kullanılan “canlı yayın” yöntemidir. “Canlı yayın” tehlikelidir, bu tehlikeyi herhalde Tuncay Güney olayı herkese öğretmiştir.

Diğer yandan da; TRT’nin “suçunu” tartışırken, bir gün önce bütün kanallarda “aynen” aktarılan “ifade” kasetinin yayınını da tartışmak gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR