Travma sürüyor

Haberin Devamı

Atatürk devriminin Türk toplumunda yarattığı “travma”nın sürdüğü, AKP’nin üst yöneticilerinden birinin, bizzat Dengir Mir Mehmet Fırat’ın sözleriyle kanıtlanmıştır.

Tabii Atatürk devrimi “Türk toplumu”nda olmadı, devrim, Osmanlı İmparatorluğu’nun kalıntısı üzerine bir “Türk toplumu” ve “Türk devleti” kurmak için yapıldı.

Atatürk devriminin niteliklerini, devrim sürecinde yaşanan gel-gitleri tartışmak elbette herkesin hakkıdır. Tarihçiler ve bu konu üzerine düşünenler de çalışmalarına devam ediyor. Atatürk devrimi sürecinde yaşanan bazı durumların eleştirilmesi doğaldır. Ancak eleştirirken, o günün koşullarını dikkate almak zorunludur.

***

Atatürk devrimi, “dini referanslarla yaşayan” bir toplumda gerçekleşmiştir. Böyle bir “aydınlanma devrimi”nin travma yaratması da kaçınılmazdır.

Ancak o günlere bugünden bakıldığında “seçeneğin” ne olduğunu düşünmek de zorunludur. Seçenek, dönemin büyük güçleri arasında parçalanmış ve çağdaş dünyada yer alması mümkün olmayan bir küçük “sömürge” idi.

Bu kısa özetten sonra AKP yöneticisi Fırat’a gelirsek, bugün o “travma”nın yaşanmasının nedenleri üzerinde durmak gerekiyor.

Türk toplumunun modernleşme sürecinde “dışarda kaldığı” ya da “dışarda bırakıldığı” inancıyla Atatürk’e tepki duyanlar arasında Kürtler başta gelir.

Kürt milliyetçileri, Lozan’dan başlayarak “ortaklık” konumundan çıkarıldıkları, itildikleri, isyanların ardından yaşananların Türkiye’deki Kürt toplumuna haksızlık olduğu görüşündedir ve bu yüzden Atatürk’e yönelik tepkileri sürmektedir.

Dini örgütlenmelerin Atatürk’e tepki duyması da son derece doğaldır. Çünkü Atatürk devrimleri bunların toplumdaki etkinliklerini kırmayı hedeflemiş, Türk toplumunun modernleşmesine karşı dirençlerini kırmak için o günün koşullarında gerekeni yapmıştır.

Bu kesim hâlâ cumhuriyetin birinci döneminde kaybettiklerini geri alma mücadelesini sürdürmektedir.

***

Kürt toplumunun “önderi” niteliğindeki kişilerin ise dönüp dolaşıp Atatürk’e gelmeleri pek doğal değil.

Bugünkü dünyada, bugünkü demokrasi anlayışı içinde Kürt milliyetçilerinin dini referanslara dayanan topluluklarla aynı paralelde düşünmeye devam etmesi, bunların “demokrasi anlayışı” ile ilgili kuşkular yaratıyor.

AKP’li Fırat ve benzeri biçimde kafası karışmış olanlar, bugün Türk toplumunun asıl ihtiyacı olan demokrasiye katkıda bulunmak yerine ucuz formüllerle hareket ederlerse sadece demokrasiye ihanet etmiş olurlar. Dertleri demokratik bir Türkiye değilse... O zaman doğru yoldadırlar.

DİĞER YENİ YAZILAR