Toz pembe ekonomi

Ankara'da ekonomiyi yönetenler bir süredir aşırı pembe tablolar çizerek ekonomide sağlanan gelişmeleri anlatıyorlar

Haberin Devamı

Ankara'da ekonomiyi yönetenler bir süredir aşırı pembe tablolar çizerek ekonomide sağlanan gelişmeleri anlatıyorlar.

Ortaya çok rakam atıp, bol bol ekonomik deyim kullanıldığında "anlatmak" birileri için "kolay" oluyor da bunun büyük çoğunluğun "anlamasına" hiçbir yararı olmuyor.

Sürekli olarak ekonominin "büyüdüğü," ihracatın arttığı, rakamlar ve yüzdelerle anlatılıyor. Ancak bu "gelişme"nin işsizlik üzerindeki etkisinden söz edilmiyor. Şu artıyor, bu artıyor ama işsizlik sorunu olduğu gibi duruyor. Örnek: Ucunda iyi bir iş bulma umudu olan bir TV programına birkaç kişi yarışmak üzere alınacak, başvuran genç sayısı tam 30 bin! Benzeri örnekler her gün, her yerde görülebilir.

Bütçe ile ilgili birçok unsur, yine oldukça karmaşık cümlelerle anlatılıyor. Tabii biraz basit anlatılsa kolayca anlaşılacak bir bir şey var: Geçen yıl hükümet bütçe disiplinini bozdu; yani 5-7 katrilyon beklenen açık 11 katrilyonu aştı.

Bu, devletin açığı yine borçla karşılayacağı anlamına gelir...

Uyarılara dikkat edelim
"Ekonomi" ile ilgili her açıklamada bir çok rakam peş peşe sıralanıyor ama iç ve dış borçlardaki artış rakamları nedense pek telaffuz edilmiyor.

Hükümetin para meselelerinde "gevşeme" eğiliminde olduğunu, rakamların ötesinde iki işaretten de anlayabiliriz.

Birinci işareti IMF verdi. Sosyal güvenlikteki kara deliğin azalmadığı tam tersine arttığı ve bu konuda reform yapılmakta gecikildiği hatırlatıldı. IMF'nin üzerinde durduğu diğer iki yasa ise vergi reformunun ilk ayağını teşkil eden "Gelir İdaresi" yasası, diğeri de Bankacılık Yasası.

* İkinci uyarı işareti de Merkez Bankası'ndan geldi. Başkan Serdengeçti yine nazik bir şekilde "disiplinin bozulmaması gerektiğine" dikkat çekti ve hemen hükümetin ilgili bakanından "azar" işitti.

Ankara sürekli olarak toz pembe ekonomi tabloları çiziyor. Ancak buna karşılık güvenilir pek çok ekonomist, şu anda dünyadaki gelişmelerin Türkiye lehine olduğunu ancak Türk ekonomisinin "kırılganlığı"nın ortadan kalkmadığını söylüyor.

* İşlerin gidişini olduğundan daha iyi görmek ve aşırı kendine güven her yönetimi kolayca "yoldan çıkaran" iki temel unsurdur. Ekonomiyi yönetenlerin sürekli övünmek yerine bundan sonrası için hedefler koymaları, şu andaki sıkıntı ihtimallerine karşı insanları uyarmaları daha yerinde ve daha gerçekçi bir tutum olacaktır.

Bundan önceki ekonomik krizlerin nasıl "geliverdiğini" hatırlayanların dikkat ve özenine en başta hükümetin sahip olması gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR