Törenciler

Son 19 Mayıs törenleri dolayısıyla gençlerin doğruları söylemeleri bazılarını kızdırdı. Gençlerin söylediği çok basitti:

Haberin Devamı

Son 19 Mayıs törenleri dolayısıyla gençlerin doğruları söylemeleri bazılarını kızdırdı. Gençlerin söylediği çok basitti: Ulusal bayramlarda aynı törenlerin her yıl aynı şekillerde, aynı konuşmalarla tekrarlanıp durması heyecanı yok ediyor. Bu kadar basit bir şeydi söylenen. Bunun doğru olduğunu da en iyi bilecek olanlar tabii ki gençlerdir. Her kutlamada alanlara dikilenler onlardır, bütün ruhsuz içeriksiz konuşmaları dinlemeye mecbur olanlar onlardır. Törenciler ise aslında dünyanın her yanında olan "bürokrat"lardır. Onlar, içlerinden en çok "Şu tören bitsin de eve gidelim" diyenlerdir. Ama dışarıya karşı çok heyecanlıymış gibi dururlar, duygulanmış gibi yaparlar. "Tören" bittiği zaman da "Bu günü de kazasız belasız atlattık" sevinciyle giderler.

"En Atatürkçüler"
Türkiye'de Atatürk'e ve devrimlere en büyük zararı verenler "Atatürk düşmanları" değildir. Kuru törenlerle, hep aynı nutuklarla, aynı basmakalıp sözlerle günleri ve yılları geçirenlerdir. Bunlar kendilerine "En Atatürkçü" süsü verirler. Ama bu törenlerin gerçek anlamda bir duygu ve düşünce tazeleme vesilesi olması için hiçbir zaman, herhangi bir zihni faaliyette de bulunmazlar. Bu törenciler için bütün törenler "Böyle gelmiş böyle gider" mantığı içinde yer alan yasak savmalardır. Ne diye düşünecekler ve bu törenlerin daha anlamlı olması için ne diye kafa yoracaklar?! Bir yıl önce; iki yıl, on yıl önce ne yapılmışsa aynısını yaparlar, aynı konuşmaları çekmeceden çıkarıp seslerini titreterek okurlar. Söylediklerinin içeriğiyle pek ilgileri de olmadığından seslerini bazen yanlış yerde titretirler. Yanlış yerde alkış beklerler. Sonra bir kere daha kendilerinden memnun bir şekilde töreni tamamlarlar. Ertesi yıl yine aynı şeyler yaşanır, bir sonraki yıl da...

Gençlerin istediği ne
Gençler dediler ki: Bu ruhsuz törenleri bırakın, daha anlamlı törenler yapalım, biz de önümüze konulmuş konuşmaları tekrar tekrar okumak, aynı hareketleri tekrar tekrar yapmak yerine daha fazla "katılalım"! Buna en fazla tepki gösterenler, otuz yıldır, kırk yıldır aynı yazıları yazanlar oldu. Çünkü onlar kendi kuruluklarına çok uygun olan törenlere alışmışlardır, gençlerin "katılmalarından" ve daha "bilinçli hareket etmelerinden" korkarlar. Onlara göre, genç dediğin söylenen yerde durur, önüne konulan nutku okur, bundan gerisine de karışmaz. Türkiye'deki törenler ve tören alışkanlıklarının komünizm dönemindeki Doğu Avrupa ile neredeyse tıpatıp aynı olduğunu söyleyenler de bugüne kadar hiç hoş karşılanmamıştır. Gençlerin "figüran" olduğu, askeri güç gösterisinin öne çıktığı tören tarzının bugün hangi ülkelerde kaldığına bakanlar durumu daha da iyi anlayacaktır. Kuru, içeriksiz, yasak savmacı, coşkusuz törenler sona erdiği zaman önemli bir zihniyet sıçramasının daha önü açılmış olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR