Toplum için hedef

AKP hükümetinin en "mutlu" dönemlerinde toplumun bir hedefi vardı. Bunun adı Avrupa Birliği olarak konulmuştu. Bütün kesimlerin desteklediği reformlar hızla hayata geçiriliyordu. Kıbrıs sorununda çözüme yönelik adımlar atılması da, bazı kaba milliyetçi tepkiler dışında genel olarak toplumun desteğini almıştı

Haberin Devamı

AKP hükümetinin en "mutlu" dönemlerinde toplumun bir hedefi vardı. Bunun adı Avrupa Birliği olarak konulmuştu. Bütün kesimlerin desteklediği reformlar hızla hayata geçiriliyordu. Kıbrıs sorununda çözüme yönelik adımlar atılması da, bazı kaba milliyetçi tepkiler dışında genel olarak toplumun desteğini almıştı.

Son aylarda ise bütün toplumsal iyimserliği tersine çeviren olaylar yaşanmaya başlandı. Bunların doruk noktası Danıştay baskınıdır.

AKP yönetimi kendini çıkışsız ve tıkız tartışmalar içine soktukça, sinirlerinin gerildiği izlenimini verdikçe toplumdaki yaygın iyimserliğin tersine döndüğü görülüyor.

Bir toplumda kadınlarla erkeklerin ayrı ayrı varolmaları, toplumsal hayatta harem-selamlık ayırımının egemen olması hiç tartışma yok ki, en geri hayat tarzlarından birinin, en geri zihniyetlerin göstergesidir.

Bu konuda gelen eleştiri ve uyarıları dikkate almak yerine "sana ne" diye başlayan tepkilerle bu uygulamayı yaymak, kendi kendini tuzağa düşürmek anlamına gelir.

Bu, son günlerde yaşananların arasında küçük ve önemsiz bir örnek gibi görülebilir. Ama toplumu gerçek anlamda bölmeye yönelik bir aymazlığın örneğidir.

Bir yanda ülkeyi Avrupa Birliği standartlarında bir toplumsal ve hukuksal düzene götürmek isterken, insanları harem-selamlık ayrımı halinde oturtmak gerçekten anlaşılabilir bir durum değil. Bu durum, ancak aşırı bir kafa karışıklığının ürünü olabilir.

Sinirler düzelmelidir...
Toplum, Avrupa Birliği adıyla özetlenen reform süreci içinde ve geleceğe dönük iyimserliği diri kaldıkça bütünleşir. Bu hedefler unutulup insanlar ayrı ayrı oturtulur ve sürekli olarak da türbandan söz edilirse, bölünür!

Danıştay baskını bir tür milat olarak alınır ve yanlış yönlendirmelerin nasıl kullanılabileceği, nasıl Türk halkı aleyhine bir silaha dönüşeceği bu vesileyle görülürse, ülkeyi saran çeteleşmeye karşı toplumsal bir tepki yaratılırsa yine dümenin doğru yöne çevrilmesi imkânı vardır.

Avrupa Birliği yolunda tıkanma yaşandıkça diğer sorunların da büyüdüğünü ve ortaya çıkan yeni sorunların da Ankara'yı ve tüm ülkeyi kara bulutlar altına soktuğunu iyi görmek gerekiyor.

Ancak AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan'ın şu andaki "sinir" durumunun da bu teşhisi koymasını zorlaştırdığını görüyoruz.

Türkiye'yi tekrar Avrupa Birliği standartları yönünde bir yenilenmeye, modernleşmeye, daha özgür ve daha ileri bir topluma doğru yöneltmek bugünkü kara bulutları dağıtacak tek çaredir.

Bunun için de yöneticilerin ormanda yolunu kaybetmiş ve panik halinde önüne çıkan her ağaca toslayan şaşkın durumundan çıkmaları gerekir.

DİĞER YENİ YAZILAR