Tezkere travması

Hükümet sözcüleri, tezkere travmasının ardından ABD ile ilişkilerde bozulma olmayacağını söylüyorlar. Bunlar "aman olmasın" temennileridir.

Haberin Devamı

Hükümet sözcüleri, tezkere travmasının ardından ABD ile ilişkilerde bozulma olmayacağını söylüyorlar. Bunlar "aman olmasın" temennileridir.
Amerikan yönetimi, Irak savaşında kuzeyden cephe açabilmek için aylardır Türk yetkililerle görüşme yapıyor. Gcorge W. Bush iki Türk bakanla uzun bir görüşme yaptı. Görüşmeler ve ayrıntılı pazarlıklar sürerken Amerikalıların kullanmak istedikleri üs ve limanlarda gerekli çalışmalar yapabilmelerine izin verildi.
Bu izni veren, hükümetin getirdiği yetki tezkeresini kabul eden aynı Meclis'tir.
Aynı Meclis, Amerikalıların Türkiye'deki üs ve limanları daha sonra kullanmak amacıyla modernleştirmelerini ve bunlardaki altyapıyı geliştirmelerini kabul etmiştir.
Amerikalılar da Türkiye'ye gelmiş, bir sürü faaliyette bulunmuşlardır.
Bütün bunlar Meclis'in hükümete yetki veren tezkereyi kabul etmesi üzerine yapılmıştır.

Demokrasiyle ne ilgisi var?
İlk tezkerenin kabul edilmesi Türk Parlamentosu'nün Türkiye'nin Amerikan yönetimine destek olmayı "ilke olarak" kabul ettiği anlamına gelmektedir.
Bu tavrı "ilke olarak" kabul eden Meclis'in ikinci tezkereyi kabul etmemesinin anlamı önceki kararından tümüyle vazgeçmiş olmasıdır.
Meclis önce "savaşa evet" demiş, sonra "savaşa hayır" demiştir. Bunun adı "demokrasi" değildir.
İlk tezkereye "evet" oyu verenlerin daha sonra fikir değiştirmelerini "o zaman durumu tam bilmiyorduk" diye ya da "o zaman gönülsüz evet demiştik" diye açıklamaları mümkün değildir.
Birinci tezkere de Meclis'in gizli oturumunda görüşülmüştür ve milletvekilleri hükümetin getirdiği kanıtları dinlemiş, ikna olmuşlardır.

Meclis için de travma
Aynı Meclis'in kısa bir süre sonra ilk kararının tam tersi bir karar alması Meclis için de bir "travma" dır. Hükümet, izlediği politikayı savunamadığı, anlatamadığı ve uygulamada sağlam davranamadığı için bu "travma" nın sorumlusudur.
Hükümet, eğer bugüne kadar izlediği politikanın sahibiyse bunu göstermek ve yetki tezkeresini Meclîs'e tekrar getirmek zorundadır.
Eğer "yine geçmez" diye korkuyorsa zaten hiçbir politikasının arkasında durabileceği bir iktidar gücüne sahip değildir ve böyle korkularla bu güce sahip olması mümkün de değildir.
Hükümet bugüne kadar izlediği politikayı bir grup milletvekilinin kararsızlığı nedeniyle değiştirmek zorunda kalıyorsa yine iktidar olmanın gerektirdiği "zihin açıklığı" ve "basiret" e sahip değil demektir.
Tezkerenin reddinin yarattığı "travma" ağırdır ve "demokrasinin cilvesi" demekle bu sorun ne açıklanabilir ne de çözülebilir.

DİĞER YENİ YAZILAR