Teşhis doğrudur

Haberin Devamı

Başbakan, Türkiye’de çalışan Ermenistan vatandaşı Ermenilerle ilgili sözlerini eleştirenlere çok kızmış,

en çok da “özür dile” diyen Cengiz Çandar’a kızmış.

Bu ve benzeri konuları tartışırken “içine sindirmek” kavramını kullandığımızda soran oluyor “ne kastediyorsun” diye. İşte bunu kastediyoruz: 1915’te radikal Ermeni örgütlerinin faaliyetlerine tepki olarak faturayı yüz binlerce masum insana çıkaran zihniyetten kimilerinin kurtulamamış oluşunu.

Eğer Başbakan’ın söylediği gibi Türkiye’de 100 bin Ermeni vatandaşı ekmeğini arıyor, devlet de bundan haberdar olup göz yumuyorsa, demek ki bilerek yapılıyor.

Türkiye’nin Ermenistan Ermenileri için “çekim ülkesi” olması, bu 100 bin kişinin Türkiye’de çalışıp yaşamak istemesi iyi bir şeydir.

***


Başbakan 100 bin Ermenistan vatandaşını ülkelerine gönderme tehdidini savururken, bunun altında yatan mantığın “tehcir mantığı”ndan bir farkı olmadığını bilmiyor, eleştirilere rağmen de söylediği sözün ne anlama geldiğini düşünmemekte ısrar ediyor. CHP’nin “Ermeni” kelimesini duyunca ırkçılığı kabaran milletvekilinin hemen atlayıp kendisini desteklediğini ilan etmesi dahi, sözlerinin ne anlama geldiğini düşünmeye sevk etmedi Başbakan’ı.

Fransa ya da İngiltere veya Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir ülkenin yönetimi Ankara ile bir siyasi anlaşmazlığa düşer de bunun üzerine ceza olarak ülkesinde yaşayan Türkleri “toplayıp gönderme” kararı alırsa koparacağımız gürültü büyük olacaktır. O ülkelerdeki “insan hakları”nı içine sindirmiş siyasiler ve halktan kişiler de bizimkisi gibi bir tepki göstereceklerdir. Ama o ülkelerin hiçbirinin başbakanı kalkıp kendisini eleştirenleri azarlayamayacaktır.

***


Birkaç gündür bu konuda yazanların ortak teşhisi sonuna kadar doğru: “Tehcirci ruh” hortladı. Ne yazık ki bunu fark etmemekte ısrar eden Başbakan’dan Kürt açılımı bekliyoruz; Kürt açılımını başarsın istiyoruz, Roman açılımı yapınca kendisini alkışlıyoruz.

“İçine sindirmek nedir?” diye soranlar bu manzaraya bakıp düşünsünler ve “içine sindirmiş” olanların gerçekleştirdiği “demokratik devrim”lerle, “içine sindirmemiş”lerin “kerhen” ya da mecburen yaptıkları arasındaki farkı görsünler.

Sonra hep birlikte düşünelim; “Bu ülkede 2010 yılında neden hâlâ demokrasi fukarasıyız, silahla siyaset yapmak isteyenler hâlâ nasıl bulunabiliyor” diye.

DİĞER YENİ YAZILAR