Türkiye için terör yeni bir şey değil. 40 yıla yakın bir süredir "siyasal şiddet" hayatımızın bir tarafında hep varoldu. Birçok ülkeden daha fazla "terörle yaşamaya alışık" olmamız gerekiyor. Ama "kötü"ye alışmak kolay değil.
Son terör dalgası Türkiye'yi birkaç açıdan "vurdu". İslamcı terör örgütlerinin Türkiye'yi hedef seçmesi, Türkiye'yi savaş alanı yapmaları en azından kamuoyu tarafından beklenen bir gelişme değildi. Ama oldu!
Radikal İslamcı terörün önünün kolay alınmayacağı da görülüyor. Son terör eylemlerine karışmış kişilerin yakınları ile yapılan konuşmalar asıl "korku kaynağı" dır. Çünkü bugüne kadar ortaya çıkan birçok unsur, bu terörü besleyecek güçlü bir kaynağın Türkiye'de varolduğunu ortaya koymuştur.
Türkiye, daha önce başına gelen bütün terör eylemlerini olayların sonunun kısa bir sürede görüneceği umuduyla yaşamıştır. Bu terörün "geçici" olduğuna inanmıştır. Bu kez durum aynı değildir. Saldırı dünya çapında bir saldırıdır, ağır bir birikimi vardır. Filistin, Çeçenistan, Irak, Afganistan sorunları çözülmüş değildir. Afganistan'da Taliban ve El Kaide bitirilememiştir. Filistin meselesi her gün biraz daha ağırlaşmaktadır.
Toplum tehlikeyi bilmeli
Bu, dünya çapında ve devasa bir altyapıdır. Ve kısa vadeli askeri çözümlerle değişecek bir yapı değildir.
Radikal islamcı terörle mücadele etmek için hem sorunun boyutlarının iyi bilinmesi hem de bundan önemlisi, halkın bu konuda en geniş şekilde bilgilendirilmesi gerekmektedir.
İslamcı terör, böyle bir saldırı beklemeyenler için büyük bir şok olmuştur. Buna karşı mücadelede güvenlik güçlerinin önemli başarılar elde ettiği de görülmektedir. Ama bunun ötesinde halkın "seferber" edilmesi konusu vardır.
Açık toplumlarda, böyle önemli bir konuda başarı sağlanmasının temel bir unsurunun her şeyin "halkla paylaşılması" olduğu yakın deneylerle öğrenilmiştir.
Böyle bir mesele yokmuş, radikal İslamcı terörün önü birkaç kişinin yakalanmasıyla kesilmiş gibi davranmak yeni bir saldırıda tam tersi sonuçlara yol açar.
Radikal İslam'ın savaşı bitmemiştir, Türkiye de bu savaşın alanı ve hedefidir. Bunun anlamı her gün konuşulmalı, karşımızdaki tehlikenin ne olduğu iyice anlaşılmalı ve yöneticiler her şeyi halkla paylaşarak toplumsal dayanışmayı ve seferberliği güçlendirmelidir.
Terörle yaşamak
Türkiye için terör yeni bir şey değil. 40 yıla yakın bir süredir "siyasal şiddet" hayatımızın bir tarafında hep varoldu. Birçok ülkeden daha fazla "terörle yaşamaya alışık" olmamız gerekiyor. Ama "kötü"ye alışmak kolay değil
Haberin Devamı

