Terör ve demokrasi

Türkiye'nin son 35 yılında yaşanan en önemli yanılma ya da yanıltmalardan biri, terörün demokrasi sayesinde var olduğu iddiasıdır

Haberin Devamı

Türkiye'nin son 35 yılında yaşanan en önemli yanılma ya da yanıltmalardan biri, terörün demokrasi sayesinde var olduğu iddiasıdır.

1971'de muhtıra veren komutanlardan biri "Demokratik anayasanın Türkiye'ye bol geldiğini" söylüyordu. Daha sonra yine "özgürlüklerin üzerine şal örtmek"ten söz edildi.

1980 darbesinden önce sıkıyönetim de vardı, bütün kanunlar da vardı. Ama terör önlenemiyordu. Kimilerine göre de önlenmiyordu. Sonra 12 Eylül 1980 askeri darbesi gerçekleşti. Bütün haklar ve özgürlükler tırpanlandı. Ama bu kısıtlı hayatın sürdüğü dönemde PKK ortaya çıktı, bütün "sıkı" yasalar yürürlükteyken terör eylemleri başladı.

Bunların yanında PKK'nın esas olarak, 1980 sonrasında dünyanın en "sıkı" cezaevlerinden biri olan Diyarbakır askeri cezaevinde ögrütlendiğini de hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyor.

* Yakın tarihimizde demokrasinin terörü "azdırdığı" ve "imkân sağladığı" iddiasını öne sürenler hiçbir zaman haklı çıkmamıştır.

Bunca deneyimin ardından bir kez daha aynı konu gündeme geldi. Bu kez dayanaklardan biri, 11 Eylül ve siyasi İslamcı terör eylemlerinin ardından Batı'da alınan tedbirlerdir.

Bu tedbirlerin ayrıntıları eğer doğru olarak aktarılırsa, Türkiye'nin önemli bir ek yasal tedbire ihtiyacı olmadığı da görülecektir.

Geriye gidemeyiz
İngiltere ve ABD'de parlamentolar, siyasi iktidarların istediği bütün "ek tedbir ve yetkileri" reddetti. Tabii ki bunlar kamuoylarında da ayrıntılı olarak tartışıldı. Teröre hedef olan diğer bazı Batı ülkelerinde bu tür tartışmalar bile yaşanmadı.

* "Terörü önlemek için demokrasiden feda edelim" dersek, "feda" için herhangi bir sınır öngöremeyiz.

Türkiye'de terörün tümüyle bitmesi, tamamen yok olması oldukça güçtür ve uzun zaman alacak bir meseledir. Ülkemizin coğrafyası da bu konuda aşırı iyimser olmayı zorlaştırıyor.

Bu durumda da her türlü terör eyleminin sona ermesine kadar, dağdaki bütün PKK militanlarının inmesine kadar demokrasiden fedakârlık etmeyi seçmek, Türkiye'de hiçbir zaman demokrasi olmayacağını kabul etmekle, buna inanmakla aynı şeydir.

Böyle bir inancın varlığını korumaya devam etmesi ve zaman zaman öne çıkması sadece Türkiye'nin Avrupa Birliği yolundaki ilerleyişini engeller.

* "Yasaların ülkeye bol geldiği" ya da zaman zaman "özgürlüklere şal örtülmesi gerektiği" gibi görüşler çok geride kaldı, bu görüşlerin ne kadar yanlış olduğu, hangi yanlışlıklara yol açtığı tarihin defterindeki yerini aldı.

Türkiye artık bunları aşmak zorundadır.

DİĞER YENİ YAZILAR