Terör biter mi?

Amerikan usulü dayakla terörün sona ermeyeceği, hatta geriletilemeyeceği çoktan ortaya çıktı

Haberin Devamı

Amerikan usulü dayakla terörün sona ermeyeceği, hatta geriletilemeyeceği çoktan ortaya çıktı. Amerika'nın dünya politikası terörü geriletmek bir yana bütün öfkeleri depreştirdi, terörün daha da yayılmasına yol açtı.

Terörün asıl kaynağı da ortadadır. Bu dünyanın iki kesimi arasında oluşmuş büyük uçurumdur. Bir yanda refah toplumları veya refah içinde yaşayan azınlıklar, diğer yanda günde 2 dolardan daha az bir gelirle yaşamaya çalışan 2.7 milyar insan vardır.

Şu anda dünyada yaşayan insanların yaklaşık yarısı, ekonomistlerin belirlediği "yoksulluk sınırı "nın çok altında yaşamaktadır.

İşte vahim rakamlar:

Güney Amerika'da 128 milyon

Afrika'da 500 milyon

Ortadoğu'da 70 milyon

Çin dahil, Hindistan dahil bütün Asya'da 2 milyar

Ve Bütün Avrupa'da 20 milyon

Avrupa'nın rakamına bütün Orta ve Doğu Avrupa da dahildir. Görüldüğü gibi Kuzey Amerika'da, yani ABD ve Kanada'da milyona ulaşmayan çok küçük bir oran sözkonusudur.

Bu rakamlar şunu da gösteriyor: Müslüman nüfusun yaklaşık yüzde 90'ı dünyanın en yoksul kesiminde yaşamaktadır.

Tablo bu kadar açıktır. Bu terörün kolaylıkla üstesinden gelinemeyeceğini gösteren tablodur. Şu anda "medeniyetler çatışması" yoktur, ama "medeniyetler arasında uçurum" vardır.

Bu uçurumun küçülmesi yolunda bir umut ortaya çıkmadıkça, uçurumun kapanabildiğinin örnekleri görülmedikçe, 2 milyarı aşkın insan terörün kaynağında durmaya devam edecektir.

Bu manzaranın ortasında Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği çok daha fazla anlam kazanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, batı medeniyeti içinde yer almak üzere kurulmuştur. Ufuksuz, dar kafalı, cahil siyasiler bu hedefin gerçekleşmesini engellemişlerdir. O siyasetçi kuşağı artık sahneden çekilmiştir. Dünyanın tümünü görebilen, Türkiye'nin yerini ve hedeflerini buna göre belirleyebilecek bir kuşak gelmiştir.

Gerçi bu kuşak henüz siyaset sahnesine ağırlığını koyabilmiş değildir, ancak buna az zaman kalmıştır. Sahneyi tıkayan son unsurlar son direniş mücadelesini vermektedir.

İkiye bölünmüş bir dünyada Türkiye'nin yerini çok açık olarak belirlemesi şarttır. Dünya bugünkü uçurumu küçültmenin çarelerini ararken Türkiye'nin kendi çözümlerini uygulamaya koymasının ne kadar acil olduğu da ortaya çıkmaktadır.

Avrupa Birliği ile tam üyelik görüşmelerinin başlaması gerçek bir milat olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR