Temizlik süreci

Haberin Devamı

Önceki günkü Milli Güvenlik Kurulu toplantısında yeni bir sürecin başladığı doğrulandı.

Bu sürecin bir “temizlik süreci” olması gerekiyor.

“Temizliğin” bir yanında Silahlı Kuvvetler’e yönelik ısrarlı yıpratma faaliyetleri yer alıyor. Söz konusu faaliyetlerin “odağı” olarak uzun süredir Fethullah Gülen cemaatinden söz ediliyor. Bu cemaatin özellikle Emniyet’teki etkinliğinin yanı sıra, medyadaki gücü üzerinde duruluyor.

Gerek terörle mücadele anlayışı gerekse sivil iktidarlarla ilişkiler konusunda yapılan yanlışlıkların eleştirilebilmesi, açıkça söylenebilmesi ile “yıpratma” arasında bir fark olduğunun görülmesi gerekir.

Silahlı Kuvvetler’le ilgili eleştirilerin kampanyaya dönüştürülmesiyle ilgili olarak Milli Güvenlik Kurulu bildirisine konulan cümle, askerin tepkilerinin Hükümet kanadı tarafından anlaşıldığını gösteriyor.

Bunun diğer anlamı da Fethullah Gülen cemaatine atfedilen faaliyetlerin durdurulması isteğidir.

“Temizlik” sürecinin birinci maddesi budur ve bunun yerine getirilmesinin aslında Silahlı Kuvvetler’in demokratik süreçlere uyum sağlamasıyla doğrudan ilişkisi vardır.

***


“Temizlik süreci” nin ikinci ayağı, AKP hükümetinin askeri yargıyla ilgili yarım yamalak ve açıklanması güç “yetki daraltma”sı meselesidir. Herhalde gereken düzeltme yapılacaktır; AKP hükümetinin bu yanlışta ısrar etmesi, gereksiz bir çatışma alanı yaratmanın dışında “sivilleşme” nin anlamını karıştırır. Bu “temizlik”te Cumhurbaşkanı Gül’ün de faal olması işi kolaylaştıracaktır.

“Temizlik süreci” nin en önemli boyutu ise hâlâ “Ergenekon” adıyla anılan oluşum ve eğilimlerin kesin olarak tasfiyesidir.

Bu “temizliğin” gerçek amacına ulaşabilmesi için her türlü “rövanş” kokusundan arındırılması şarttır.

Son belge tartışmalarının merkezinde bulunan Albay Çiçek’in, ilk itirazda tahliye ediliyorsa, neden tutuklandığı konusunda da kamuoyunun tam bilgi sahibi olması gerekmektedir.

***


30 Haziran sürecinin, sivil-asker ilişkilerini ve Silahlı Kuvvetler’in konumunu demokratik yapılanma içinde düzenleme imkânı olarak kullanılması Türk toplumunun geleceği için önemli bir şanstır. Bu şansı kullanacak olanlar yine siyasilerdir; sadece iktidarda olanlar değil, muhalefette olanlar da 30 Haziran sürecinin “hayırlı” yolda ilerleyebilmesi için katkıda bulunmakla yükümlüdür.

Bu sağlanırsa 30 Haziran tarihi, asker üzerinden siyaset yapma döneminin de sonu olarak hatırlanacaktır.


***



Unutamayız

Üzerinden 16 yıl geçti. Kendisini milliyetçi ve dindar olarak gören, insanlıktan nasibini almamış bir sürü, asla düzeylerine ulaşamayacakları sanatçı ve aydınları diri diri yakmaya kalktılar. Bu vahşet gününü hep hatırlamamız gerekiyor.

Bu kişiler bu toplumda yaşıyorlardı, hâlâ yaşıyorlar.

Bu kişiler Türk toplumuna en utanç verici, en acı günlerinden birini yaşattılar.

2 Temmuz 1993’ü unutmamalıyız, kimsenin unutmasına, unutturmaya çalışmasına da izin vermemeliyiz. İnsanlık onuruyla yaşayan bir toplum 2 Temmuz’u hep hatırlayacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR