Haberin Devamı
Ergenekon ve bağlı davalar siyasi davalardır. Amaçları bellidir, topluma yaşatılmış karanlıkların, kanlı faaliyetlerin hesabının görülmesi ve toplumu bir kez daha bunlarla karşı karşıya kalmasını önleyecek tedbirlerinin böylece alınması.
Türkiye’nin yaşadığı karanlık günlerde neler olduğu bellidir. Siyasi cinayetler, faili meçhul cinayetler; fikirlerinden dolayı, siyasi görüşlerinden dolayı eziyet gören, hapse atılan, işkence edilen insanlar...
Ülkeyi korku içinde yaşatmak için yapılmış her türlü yeraltı ve yer üstü faaliyetle hesaplaşmak bir mecburiyettir.
Bu davalar için önce siyasi irade şarttır. Batı’da bu süreçlerde kendilerini sağ ve sol olarak niteleyen, demokratik düzen içinde yer alan bütün siyasi partiler ve güçler “temizlenme” konusunda anlaşmıştır. Fransa’da, İspanya’da, Portekiz’de, İtalya’da, Yunanistan’da bu temizlik, hem toplumun hem bütün siyasi partilerin uzlaşmasıyla yapılmıştır. Doğrudan ya da dolaylı olarak hiç kimse, hiçbir yasal siyasi güç, karanlık yapılanmaların hesap vermesine karşı çıkmamış, o yapıları destekleyen bir tavır almamıştır.
Bu toplumsal ve siyasal uzlaşma ve destek “şeffaflık” sayesinde sağlanmıştır.
Ne yapıldığı, ne yapılmak istendiği halka çok açık olarak anlatılmıştır. Sonuçta bu “suçluları”, siyasi amaçlarla başkalarının canına kasteden, demokrasiye tuzak kuranları desteklemek “ayıp” olmuş ve kimse buna cesaret edememiştir,
Siyasi iradede uzlaşma olmayınca, böyle bir temizliğin şart olduğuna inanan ve siyasilere güvene dayalı bir toplumsal desteğin sağlanması zordur.
Türkiye’de olan budur.
Kendisini sol olarak niteleyen siyasi partilerin birçoğu bu temizliğe direnmeyi, geçmişin karanlıkları ve kanlı günleriyle hesaplaşmayı reddetmeyi seçmiştir.
Bütün direnişlere ve psikolojik savaşın her türlüsüne rağmen Türk halkının çoğunluğu, temizliğin yapılmasından yana olduğunu çeşitli vesilelerle ortaya koymuştur.
Bu “temizliğin” gerçek anlamda yapılabilmesi, ülkenin tekrar o karanlık günlere dönmesinin bütün yollarının tıkanması için birkaç fırsat yoktur. Siyasi irade ve toplumsal irade ağırlığını bu yönde koyduğunda temizlik yapılır, biter. “Geçen sefer olmadı, bir daha deneyelim” diye bir olasılık yoktur. Çünkü o tek seferlik imkânda başarısız olunduğunda karanlık yapılanmalar kazanmış olur.
Ergenekon davalarındaki son gelişmeler, bu yapılanmaların ortaya çıkarılmasına gazeteci olarak katkıda bulunmuş olanların örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklanması, bu tek seferlik fırsatı heba etmek isteyenlerin dümeni ele aldıklarını gösteriyor. Siyasi irade temizliğin temiz yollarla ve hukuk içinde yapılmasını sağlayacak sürecin dümenini elinden kaçırırsa temizlik şansı da yok olacaktır.
Son iki tutuklama bu karamsarlığa yol açmıştır ve siyasi irade tekrar dümeni ele alarak temizlenmenin en temiz şekilde yapılmasını sağlamazsa, “kirlenme” bütün ağırlığıyla toplumun üzerine çökecektir.

